Dergi 15.09 Sayi 3 Copy

  • Published on
    18-Jun-2015

  • View
    140

  • Download
    1

Transcript

Zaman var olmakt›r, yaflamakt›r. Bunu içindir ki, zaman saniyelerden, hatta saliselerden bafllayan ve ça¤lara uzanan dilimlere ayr›larak anlat›l›r olmufltur. Ömürden bir y›l›n daha geçmesi sona do¤ru bir ad›m daha yaklaflmak olarak alg›lanabilece¤i gibi, olgunlaflmaya, geliflmeye, birikime do¤ru at›lm›fl bir ad›m olarak da anlafl›labilir. Yani biraz daha fazla donan›ml› olman›n bir göstergesidir adeta. Böyle bir anlay›flla yeni bir y›lda daha sizlerle birlikte olmak istiyor ve flimdiden heyecan› ve mutlulu¤unu yafl›yoruz. Her y›l, önümüze çözülmeye aday yeni sorun yumaklar› sererken yeni ümitler ve yeni olanaklar da getiriyor... fiunu unutmay›n›z bir damla düfler yere, ard› s›ra düflen bin damlay› takiben göl olur, deniz olur. El ele tutuflurlar okyanus olur. Sa¤l›¤›n tan›m›nda da yer ald›¤› gibi sa¤l›k, bedenen sa¤l›¤›n yan›nda ruhen de sa¤l›kl› olmak demektir. Bunlar birbirinden ayr›lamaz. Bunun için hastalar› bütün olarak de¤erlendirmeli ve her türlü sorunlar›na sivil toplum örgütleri olarak çözüm üretmek amaçlar›m›z aras›nda olmal›d›r. Bu ayn› zamanda sa¤l›k çal›flanlar›n›n daha bilinçli olmalar›n›, hasta haklar› ve sorumluluklar› yan›nda çal›flanlar›nda ne tür haklara sahip oldu¤u, hasta sorumluluklar›n›n neler oldu¤u ö¤retir ve yönlendirir Ülkemizde her konuda oldu¤u gibi bu konuda da bir çok eksi¤inin oldu¤u aç›k olarak ortadad›r. De¤erli meslektafllar›m sa¤l›k çal›flanlar› olarak hayat sizin için neyi ifade ediyor? Hastalar›n›za verdi¤iniz do¤ru sonuçlar m›? ya da mesle¤iniz için yapt›¤›n›z ve onu de¤erli k›lmak için verdi¤iniz kutsal emekleriniz mi ya da hastalar›n›za çal›flt›¤›n›z tahlillerin ne kadar do¤ru oldu¤umu? Bizler hastalar›m›za do¤rular› vermek u¤runa bir çok uygulamalar yapar çok zorluklara katlan›r›z, fiu kaç›n›lmaz gerçe¤i unutmaman›z› ümit ederim; Saptanan hedeflere sadece bu sahada görevli olan say›l› kiflilerin gayreti ile de¤il, top yekûn bir seferberlik sonucu ulaflabilece¤imizi unutmay›n›z. Bu yolda önümüze ç›kan bütün engelleri ortadan kald›rmak, yada aflmak için tüm gücümüzle çal›fl›yoruz. Bunu baflarmak hep birlikte olacakt›r. Önce bunun fark›na varmal› ve mesle¤imizin gücüne inanmam›z gerekmektedir. Teknoloji ve bilimdeki tüm geliflmelere ra¤men, tüm dünyada, sa¤l›k alan›ndaki en önemli kayna¤› sa¤l›kl› insan gücü oluflturmaktad›r. Bu nedenle, ülkelerin sa¤l›k hizmetlerini planlamada, sunma ve gelifltirme süreçlerinde özellikle üzerinde durmas› gereken en önemli konu sa¤l›k eleman› say›s›d›r. Etkili ve verimli bir sa¤l›k hizmeti sunman›n gereklerinden biri olan yeterli say› ve nitelikte sa¤l›k personelinin do¤ru zamanda ve do¤ru yerde istihdam edilmesi, kuflkusuz hedeflenen hizmet kalitesine ulaflmay› da beraberinde getirecektir. Önemli olan sa¤l›k personelinin say›sal art›fl›n›n yan› s›ra gerek mezuniyet öncesi gerekse hizmet içi e¤itimlerle daha nitelikli hizmet verir hale getirilmesidir. AB sürecinde; son y›llarda üzerinde dikkatle durulan konular›n bafl›nda gelmekte ise de çal›flanlar›n kendi mesleklerini icra etmeleri do¤rultusunda tatmin edici bir ad›m at›lamam›fl, bu durum kiflilerin e¤itimlerini alarak mezun oldu¤u mesle¤i icra etmek yerine, kurumlar›n ihtiyac› do¤rultusunda çal›flt›r›lma yoluna gidilmifltir. Buda motivasyonu düflürerek tükenmifllik ve ifl doyum eksikli¤ini ortaya ç›karm›flt›r. Bu nedenle, sa¤l›k personeli, nitelikli insan gücü politikalar›nda dünyadaki geliflmeler ve uygulamalar da titizlikle izlenmeli ve bilimsel ilkeler çerçevesinde, yenilikler uygulanan ya da uygulanacak politikalara adapte edilmeye çal›fl›lmal›. AB tarama kriterinde belirtildi¤i gibi; ebe, hemflire de¤ildir, hemflire ,ebe de¤ildir ve buna göre tüm mesleklerin tan›mlar› ve standartlar› tekrar yap›lmal›, sa¤l›k hizmetleri s›n›f›nda çal›flan personellerin görevlerinin d›fl›nda çal›flmalar›na müsaade edilmemelidir. AB uyum mevzuat› çal›flmalar› aç›s›ndan yeni mesleklerin tan›mlar› yap›lmal› 1219 say›l› kanun ve 1983 y›l›nda yay›mlanan yatakl› kurumlar yönetmeli¤indeki meslek tan›mlar› yap›lan mesleklerin standartlar› tekrar yap›larak de¤ifltirilmeli ve günümüz flartlar›na uyarlanmal›d›r. Bunun ülkemizde sa¤l›k insan gücü politikalar›n›n gelifltirilmesine ve sa¤l›k hizmetlerinin verimli ve kaliteli sunulmas›na olanak sa¤layaca¤› net olarak ortadad›r. Toplumun sa¤l›k düzeyini yükseltmek, daha sa¤l›kl› ve daha iyi bir dünyada yaflamak ve gelecek nesillerin daha iyi flartlarda büyümesini sa¤lamak, bütün insanlar›n ve bütün ülkelerin özlemini çekti¤i bir olgudur. Devletin görevi, vatandafl›n sa¤l›kl› bir ortamda yaflamas›n› sa¤lamak, ona sa¤l›¤›n› koruma bilinci vermek ve bunun için gerekli altyap›y› oluflturmakt›r. Türk toplumunun sa¤l›k düzeyi ile Türkiye'de sa¤l›k hizmetlerinin mevcut durumu dikkate al›narak, öncelikli sa¤l›k hedefleri ve bu hedeflere ulaflmak için stratejilerin belirlenmesi ilgili bütün kurum ve kurulufllar›n kat›l›m› ile gerçeklefltirilmelidir. Bu kurum ve kurulufllar›n belirlenen do¤rultuda faaliyetler planlay›p uygulamas›, "Herkese Sa¤l›k" amac›na ulaflmay› sa¤lamal›d›r. Türkiye Cumhuriyeti Anayasas›'n›n sa¤l›kla ilgili hükümleri flöyledir: MADDE 41; Aile Türk toplumunun temelidir. Devlet, ailenin huzur ve refah› ile özellikle anan›n ve çocuklar›n korunmas› ve aile planlamas› ö¤retimi ile uygulamas›n› sa¤lamak için gerekli tedbirleri al›r, teflkilat› kurar. MADDE 56; Herkes, sa¤l›kl› ve dengeli bir çevrede yaflama hakk›na sahiptir. Çevreyi gelifltirmek, çevre sa¤l›¤›n› korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandafllar›n ödevidir. Devlet, herkesin hayat›n›, beden ve ruh sa¤l›¤› içinde sürdürmesini sa¤lamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi art›rarak, ifl birli¤ini gerçeklefltirmek amac›yla sa¤l›k kurulufllar›n› tek elden planlay›p hizmet vermesini düzenler. Devlet bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sa¤l›k ve sosyal kurumlar›ndan yararlanarak, onlar› denetleyerek yerine getirir. Sa¤l›k hizmetlerinin yayg›n bir flekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sa¤l›k sigortas› kurulabilir. Ülkemizde Sa¤l›k alan›nda yetiflmifl eleman say›s›nda yaflanan sorunlar; 1- Kamu kurulufllar›nda tam gün çal›flman›n sa¤lanamam›fl olmas›d›r. Bu sorunu çözmek amac› ile çeflitli yöntemler denenmifl ise de kesin bir çözüm üretilememifltir. 2-Var olan insan gücünün; bölgeler, kurumlar ve hizmet alanlar›nda dengesiz da¤›lm›fl olmas›d›r. Bu sorunu gidermek üzere çeflitli yöntemlere (mecburi hizmet, özendirme ve tayinlerde bölgesel, kurumsal s›ralama ve s›n›rlama,uzmanl›k belgesi alabilmek için kura sonucu ç›kan illerde çal›flma zorunlulu¤u vb.) baflvurulmufl olmas›na karfl›n, sorun varl›¤›n› sürdürmektedir. Buna özel hastaneler ve di¤er Özel kurulufllar taraf›ndan verilen astronomik rakamlar yerini de alm›flt›r. Ayr›ca ülkemizde doktor a盤›ndan bahsedilirken Sa¤l›k Bakanl›¤› Merkez ve Taflrada ‹llerde Sa¤l›k Müdürlüklerinde doktorlar çal›flt›r›lmakta yani mesle¤inden uzak masa bafl›nda evrak ifllerinde çal›flt›r›larak doktor a盤›n›n daha da katlanarak artmas›na sebep olunmaktad›r. Buralarda bu konuda e¤itim alan Sa¤l›k ‹daresi,Sa¤l›k Kurumlar› ‹flletmecili¤i mezunlar›,Gevher Nesibe Mezunlar›(Ön Lisans ve Lisans ) buralarda kullan›ld›¤› zaman ve adam kay›rmac›l›¤›ndan vazgeçildi¤inde ülkemizdeki hekim a盤› bir nebze olsun kapat›lacakt›r. Yani d›flar›dan ithal hekim aramak yerine mevcut olan hekimlerimizi hastanelerde ve di¤er sa¤l›k kurulufllar›nda kullanarak bu sorun k›smi olarak afl›lm›fl olacakt›r. Ayn› konu sa¤l›k hizmetlerinde çal›flan di¤er meslek çal›flanlar›n›n da birbirinin iflini yapt›rmak yerine kiflilerin e¤itimini ald›klar› yerde ve mesle¤ini icra etme hakk› tan›narak yapt›r›lmas›d›r. Sn. Baflbakan Recep Tayip ERDO⁄AN ve Sn. Sa¤l›k Bakan› Recep AKDA⁄ taraf›ndan yay›mlanan 9155 say›l› genelgeler ve Sa¤l›k Bakanl›¤› taraf›ndan yay›mlanan Yatakl› kurumlar Yönetmeli¤inde meslek tan›mlar›nda hiç kimsenin görevi d›fl›nda çal›flt›r›lmayaca¤› söz konusu iken bugün Sa¤l›k Bakanl›¤› ve Özel Kurulufl hastanelerinde herkes herkesin iflini yapar duruma getirilmifl ve Sa¤l›k Bakanl›¤› taraf›ndan bu konular denetlenmemifl ve hep göz ard› edilmifltir. Biz Sa¤l›k Bakanl›¤› ve ‹l Sa¤l›k Müdürlüklerini günlük gazetelerde verilen eleman ilanlar› k›s›m›n› takip etmelerini rica ediyoruz. Sa¤l›k Bakanl›¤› ile yapt›¤›m›z yaz›flmalar sonucunda kimlerin hangi mesle¤i icra edece¤i aç›kça belirtilmiflken taflra teflkilatlar›nda buna uyulmamaktad›r. Dile¤imiz halen özel ve kamu hastanelerinde meslek icras› noktas›ndaki s›k›nt›lar›n meslektafllar›m›zdan yana çözülmesidir. Doktorlara tan›nan döner sermaye ayr›cal›¤›n›n di¤er sa¤l›k hizmetleri s›n›f›nda çal›flanlara da tan›nmas› dile¤imizdir. Bakanl›¤›m›z taraf›ndan yap›lan uygulama ile doktorlar›m›z 4.000-5.000 YTL al›rken Sa¤l›k Hizmetleri s›n›f›nda çal›flanlara 300-500 YTL ödeme yap›lmaktad›r. Sa¤l›k e¤er bir bütünse yarat›lan bu s›n›f ayr›cal›¤› nedendir. Biz doktorlar›m›z bu paralar› almas›nlar demiyoruz ama en az›ndan di¤er sa¤l›k hizmetleri s›n›f›nda çal›flanlar›n kat say›lar› art›r›larak, hayat standartlar›na katk›da bulunacak mebla¤lara getirilmesinin sa¤lanmas›n› talep ediyoruz. Ayr›ca döner sermaye ad› alt›nda verilen ödemelerin emekli ödene¤imize yans›t›lmas› en büyük temennimizdir. 4/B ile ifle al›nan sa¤l›k hizmetlerinde çal›flan meslektafllar›m›z kurum idaresinin verece¤i kararla ifllerine son verilebilmekte hatta yarg› karar› olmas›na ra¤men ifline son verilen meslektafllar›m›z görevlerine bafllat›lmamaktad›r. 4/B ile atamas› yap›lan sa¤l›k çal›flanlar›na atama haklar›n›n verilmesi ve T.C. Anayasas› ile garanti alt›na al›nan aile bütünlü¤ünün bu sa¤l›k çal›flanlar›na iade edilmesi gereklidir. 4/B li olarak atamas› yap›lan Sa¤l›k personelinin askere gitmesi halinde ifle dönme garantisi yoktur. Bu durumda olan sa¤l›k çal›flanlar›n›n göreve bafllamalar›ndaki s›k›nt› ortadan kald›r›lmal›d›r. Vekil olarak göreve bafllayan Ebe ve Hemflirelere de döner sermaye verilmelidir. 4924 olarak çak›l› kadrolu atanan meslektafllar›m›za da tayin haklar›n›n tan›nmas›d›r. Bunlar›n alt›nda yatan ana unsur; meslek odam›z›n olmay›fl›d›r. Anayasan›n 135 maddesinde Meslek oda kurma hakk› olmas›na ra¤men Sa¤l›k Bakanl›¤›n›n buna duyars›z kalm›fl olmas›d›r. AB tarama sürecinde Meslek odas› ve Mesleki Birliklerin oluflmas› ve bunlar›n kurulmas›n›n önlerinin aç›lmas› hususu mevcutken bu konu da göz ard› edilmekte ve ertelenmektedir. Bizler ülkemizde di¤er meslek guruplar› gibi meslek odam›z› ve meslek birliklerimizi kurarak mesle¤imizi en iyi flekilde ve adil flartlar alt›nda yapmak istiyoruz. Meslek odas› kuruldu¤u takdirde bu tür olumsuzluklar rahatl›kla yap›lamayaca¤› için buna hep seyirci kal›nmaktad›r. Sn Sa¤l›k Bakan› Recep AKDA⁄'dan tüm sa¤l›k çal›flanlar› ad›na Sa¤l›k Personeli meslek oda kanunun bir an önce yasallaflmas› konusunda at›l›mda bulunmas›n› talep etmekteyiz. fiimdiden tüm Türk halk›n›n ve meslektafllar›m›z›n Kurban Bayramlar›n› ve Yeni Y›llar›n› Kutlar nice mutlu ve sa¤l›kl› y›llar dilerim. SAYGILARIMLA Hüseyin AYHAN T›bbi Laboratuvar Teknisyenleri ve Teknikerleri Derne¤i Baflkan› Kimyasal yöntemler Titrimetri(volümetri): ‹çinde çözünmüfl maddenin konsantrasyonu bilinmeyen bir çözeltinin belirli bir volümüyle reaksiyona girebilen bir baflka maddenin bilinen konsantrasyonlu çözeltisinin volümlerini karfl›laflt›rma suretiyle çözelti konsantrasyonu tayinidir. Normalitesi bilinen bir asid çözeltisi yard›m›yla bir alkali çözeltinin normalitesini tayin, alkalimetri olarak bilinir; normalitesi bilinen bir alkali çözeltisi yard›m›yla bir asid çözeltinin normalitesini tayin de asidimetri olarak bilinir. Oksidimetri: Oksitlenme reaksiyonlar›na dayanan miktar tayin yöntemidir; manganometri ve iyodometri önemlidir. Çökeltme yöntemleri: Çökelme reaksiyonlar›na dayanan miktar tayin yöntemidir; argentometri ve cuprometri önemlidir. Kompleksometri: Kompleksleflme olaylar›na dayanan bir titrimetri yöntemidir. Türbidimetri: Bir çözeltinin bulan›kl›k derecesini bulan›k ortama 90o'lik aç› ile gelen ›fl›¤›n çözeltiden geçen miktar›n›(›fl›¤›n absorpsiyona u¤ramayan k›sm› ve difraksiyon ›fl›¤›n›n bir k›sm›) fotometre ile ölçme suretiyle, bulan›kl›¤› oluflturan maddenin konsantrasyonunu tayin yöntemidir. Refraktometri: Ifl›¤› kuvvetle k›ran çözeltilerin k›rma indekslerini ölçüp karfl›laflt›rma suretiyle konsantrasyon tayin yöntemidir. Polarimetri: Asimetrik karbonlu ve dolay›s›yla optikçe aktif maddelerin çözeltilerinin polar›lm›fl ›fl›¤›n düzlemini çevirme derecelerini ölçüp karfl›laflt›rma suretiyle konsantrasyon tayin yöntemidir. Gazometri: Gaz halindeki maddelerin olufltu¤u reaksiyonlarda oluflan gaz›n volümlerini ölçme esas›na dayanan miktar tayin yöntemidir. Spektrofotometri: Ifl›k kayna¤› ile prizma aras›na yerlefltirilen renkli maddenin ›fl›k spektrumunun baz› renklerini absorplamas› ve konsantrasyona göre spektrumda zay›f veya kuvvetli bant göstermesi özelli¤ine dayanan miktar tayin yöntemidir. Spektrofotometri ve kolorimetri efl anlaml› olarak kullan›lmaktad›r. Flüorometri: Bir maddenin bir çözeltide çok küçük konsantrasyonlarda bile UV etkisi alt›nda kuvvetli flüoresans verme özelliklerine dayanan miktar tayin yöntemidir. Elektroforez: Asid ortamda katyon olarak bazik ortamda ise anyon olarak davranan maddelerin elektrik alanda farkl› h›zlarda göçme özelliklerine dayanan miktar tayin ve ay›rma yöntemidir. Kromatografi: Porlu ortamda hareketli bir çözücü içinde, solütlerin farkl› h›zlarda göçme özelliklerine dayanan miktar tayin ve ay›rma yöntemidir. Gaz kromatografisi ve yüksek performans likit kromatografisi(HPLC) yayg›n olarak kullan›l›r. Otoanaliz: Çeflitli yöntemleri kullanan otoanalizör aletleriyle miktar tayin yöntemidir. Fiziksel yöntemler Gravimetri: Tart›m yöntemidir. Kolorimetri: Renk ölçülmesi esas›na dayanan miktar tayin yöntemidir; bir çözeltide konsantrasyonu belli olmayan bir madde taraf›ndan oluflturulan rengin ayn› maddenin bilinen konsantrasyondaki çözeltisinin rengi ile karfl›laflt›r›lmas› suretiyle konsantrasyon tayinidir. Kolorimetri yerine spektrofotometri terimi de kullan›lmaktad›r. Fotometri: Belirli bir spektrumdaki ›fl›k fliddetinin ölçülmesine dayanan miktar tayin yöntemleridir. Absorpsiyon fotometrisi ve alev fotometrisi önemlidir. Nefelometri: Bir çözeltinin bulan›kl›k derecesini bulan›k ortama 90o'lik aç› ile gelen ›fl›¤›n difraksiyonunu ölçme suretiyle, bulan›kl›¤› oluflturan maddenin konsantrasyonunu tayin yöntemidir. Hipotalamus hormonlar› Hipofiz hormonlar› Ön lop hormonlar› Orta lop hormonu Arka lop hormonlar› Tiroit hormonlar› Paratiroit hormonu Pankreas kormonlar› Böbrek üstü bezi hormonlar› Adrenal korteks hormonlar› Adrenal medülla hormonlar› Cinsiyet bezleri hormonlar› Erkek cinsiyet hormonlar› Difli cinsiyet hormonlar› Gastrointestinal ve di¤er doku hormonlar› Hormonlar›n tafl›nmalar› Hormonlar, kanda serbest veya proteinlere ba¤l› olarak bulunurlar. Hidrofilik özellikli katekolaminler ve peptit/protein yap›l› hormonlar›n büyük ço¤unlu¤u serbest olarak bulunurlar Hidrofobik özellikli tiroit hormonlar› ile steroid hormonlar proteinlere ba¤l› olarak bulunurlar Hormon reseptörleri Hormonlar, özgül reseptörlerinin bulundu¤u bir veya birkaç dokuda (hedef dokular) etki gösterirler. Reseptörler, plazma membran›nda, sitoplazmada veya çekirdekte bulunurlar. Reseptörler, ço¤unlukla glikoprotein yap›s›ndad›rlar, hormonu tan›r ve ba¤larlar. Hormon-reseptör kompleksinin oluflumuyla hücre içi metabolik olay› etkileyecek sinyal oluflumu mekanizmas› uyar›l›r. Yap›lar›na göre hormonlar Peptitler ve proteinler: Hipotalamus, hipofiz, paratiroit, pankreas, mide-ba¤›rsak sistemi ve baz› plasenta hormonlar› Steroidler: Adrenal korteks ve gonadlardan salg›lanan hormonlar ile baz› plasenta hormonlar› Amino asit türevi hormonlar: Adrenal medülla hormonlar›: Katekolaminler,Tiroit hormonlar› Eikozanoidler Retinoidler NO Hormonlar›n y›k›l›m› Peptit/protein yap›l› hormonlar›n büyük bölümü reseptör arac›l› endositoz ile hücre içine al›nd›ktan sonra lizozomlarda hidroliz edilmektedir. Oksitosin ve anjiotensin gibi küçük molekül a¤›rl›kl› baz› peptit hormonlar›n proteolizi plazmada olur. Katekolaminler, steroidler ve tiroid hormonlar›, özgül enzimatik de¤ifliklikler ile inaktive edilmektedirler. Depolanan ve depolanmayan hormonlar Peptit ve protein yap›l› hormonlar, granüllü endoplazmik retikulumda sentez edildikten sonra Golgi sisteminde membranöz veziküller içinde depolan›rlar Katekolaminler, suda çözünür özellikli proteinler olan kromograninler ve ATP ile birlikte granüllerde depolan›rlar Tiroglobulin yap›s›ndaki tiroit hormonlar›, tiroit follikülleri içinde depolan›rlar Steroid hormonlar, sentez sonras› hemen salg›lan›rlar, depolanmazlar Endokrin fonksiyon bozukluklar› Yetersiz miktarda hormon salg›lanmas›: Hormona özgü hipofonksiyon belirtileri ile karakterize Afl›r› miktarda hormon salg›lanmas›: Hormona özgü hiperfonksiyon belirtileri ile karakterize Hormona karfl› doku duyarl›l›¤›nda azalma: Reseptör veya postreseptör mekanizmalardaki bozukluklar nedeniyle olur; dolafl›mdaki hormon düzeyi artar. Hormona özgü hipofonksiyon belirtileri ile karakterize. Hormonlar›n salg›lanmalar›n›n düzenlenmesi Hormonlar›n salg›lanmas›, 1) sinir sistemi ile 2) negatif ve pozitif feedback mekanizmalar ile kontrol edilmektedir. Hormon salg›lanmas›n›n feedback düzenlenmesi, kandaki kimyasal maddelerle ve tropik hormonlarla olabilir. Hormon salg›lanmas›n›n kandaki kimyasal maddelerle düzenlenmesi Hipotalamus hormonlar› Supraoptik ve paraventriküler çekirdekte oluflanlar Antidiüretik hormon (ADH, vazopressin) Oksitosin (pitosin) Oksitosin, Do¤umun bafllang›c›nda uterus düz kas›n›n kas›lmas›n› kolaylaflt›r›r, laktasyonda sütün d›flar› akmas›na yol açar. ADH, Böbre¤in distal ve kollektör tüplerinde suyun geri emilimini h›zland›r›r, periferik arteriyol ve kapillerlerde vazokonstriksiyona neden olur. Bu hormonlar, nörofizinler denilen tafl›y›c› proteinler arac›l›¤›yla sinir aksonlar›nda arka hipofize tafl›n›rlar ve burada depolan›rlar (arka hipofiz hormonlar›). Peptiderjik nöronlardan salg›lanan, Adenohipofiz hormonlar›n›n sekresyonunu düzenleyen hormonlar Tirotropin salg›lat›c› hormon (TRH) Kortikotropin salg›lat›c› hormon (CRH) Gonadotropin salg›lat›c› hormon (GnRH) Büyüme hormonu salg›lat›c› hormon (GHRH) Somatostadin (Büyüme hormonu sal›n›m›n› inhibe edici hormon) Prolaktin salg›lat›c› hormon (PRH) Prolaktin sal›n›m›n› inhibe edici hormon (PIH) TRH, ön hipofizden tirotropinin sentez ve sal›n›m›n› uyar›r. CRH, ön hipofizden ACTH salg›s›n› nuyar›r. GHRH, ön hipofizden büyüme hormonu sentez ve sal›n›m›n› uyar›r. Somatostadin, ön hipofizden büyüme hormonu sentez ve sal›n›m›n› inhibe eder. PRH, Prolaktin salg›lanmas›n› uyar›r. PIH, Prolaktin salg›lanmas›n› inhibe eder. GnRH, Ön hipofizin gonadotropik hormonlar› olan LH ve FSH salg›lanmas›n› uyar›r. hamileli¤in ilk 4-6 haftas›nda korpus luteumun devaml›l›¤›ndan sorumludur. Somatotrop hormon (GH, büyüme hormonu), ‹skelet büyüme h›z› ve vücut a¤›rl›¤›ndaki art›fl› kontrol eder. Normal büyüme için gereklidir. Büyümeye olan etkilerine insülin benzeri büyüme faktörleri ailesinden (somatomedinler) özellikle IGF-1 arac›l›k eder. Karbonhidrat, lipit, azot, mineral metabolizmalar› üzerine etkilidir. Kan glukoz düzeyini art›r›r, lipolizi h›zland›r›r. ‹nsanlarda iskelet büyümesinin tamamlanmas›ndan sonra görülen adenohipofiz adenomunda GH sentezinin art›fl› akromegaliye yol açar. Ellerde ve ayaklarda, yüzde özellikle burunda, kafatas›n›n baz› alanlar› ile iç organlarda büyüme görülür. Hipofiz adenomunun puberte öncesinde kemik büyümesi tamamlanmadan geliflmesine ba¤l› olarak uzun kemiklerde afl›r› büyüme görülmesine gigantizm (devlik) ad› verilmektedir. Büyüme hormonunun yetersiz sal›verilmesi Dwarfizm (cücelik) ile sonlan›r. Prolaktin, hamilelikte meme dokusunda kendine özgü reseptörlerine ba¤lanarak laktalbümin dahil baz› süt proteinlerinin sentezini uyar›r. Laktasyonun bafllamas› ve devaml›l›¤› için gereklidir. Erkeklerde fizyolojik dozlarda normal testosteron üretiminin devaml›l›¤›na katk›da bulunur, sperm motilitesini ve fertiliteyi etkiler. Hipofizin prolaktin salg›layan bir tümörüne (prolaktinoma) ba¤l› olarak hiperprolaktinemi ve sonuçta menstrüel düzensizlik ile meme bezlerinden süt gelmesi (galaktore) olur. Plasental laktojen (hPL), GH ve PRL gibi somatomammotropin ailesinden bir hormondur. Plasentadan salg›lan›r. Laktojenik ve luteotropik etkilidir.Somatotrop hormona (GH) benzer etkiler gösterir. Ön hipofiz hormonlar› Opiyomelanokortin ailesi Kortikotropin (ACTH) Melanosit stimüle edici hormon (MSH) ß-endorfin Glikoprotein ailesi Tirotropin (TSH) Gonadotropinler Luteinizan hormon (LH) Follikül stimüle edici hormon (FSH) Somatomammotropin ailesi Somatotrop hormon (Büyüme hormonu, GH) Prolaktin (PRL) Kortikotropin (ACTH), adrenal steroidlerin sentez ve salg›lanmas›n› art›r›r. Özellikle kortizolün sentez ve sal›verilmesini düzenler. Melanosit stimüle edici hormon (MSH), kurba¤a gibi türlerde önemlidir, insanlarda fetal yaflam ve gebelikte bulundu¤u ileri sürülmektedir. ß-endorfinin beslenme ve seksüel davran›fllar›n yan› s›ra ö¤renme olay›n› etkiledi¤i öne sürülmektedir. Tiroid stimüle edici hormon (TSH), tiroid bezinde tiroid hormonlar›n›n sentezinin tüm aflamalar›nda etki gösterir. Plazma iyodunun tiroid taraf›ndan al›n›p tutulmas›ndan bafllayarak iyodun organifikasyonu, mono ve diiyodotirozinlerin eflleflmesini, tiroglobulinin endositozunu ve proteolize u¤ramas› sonucu T3 ve T4 salg›lanmas›n› etkiler LH, kad›nlarda s›cakl›k art›fl› ve östrus ile iliflkilidir, over folliküllerinin son olgunlaflmas›n›, çatlamas›n› ve çatlayan folliküllerin korpus luteuma dönüflmelerini sa¤lamaktad›r. Erkeklerde testosteron salg›layan leydig hücrelerini uyar›r. FSH, Kad›nlarda graaf folliküllerinin büyümesini uyar›r. Erkeklerde seminifer tüp epitelini uyararak olgun sperm hücreleri ile spermatositlerin say›sal art›fl›na yol açar. Koryonik gonadotropin (hCG), plasentada sentez edilir, Epifiz hormonu (melatonin) Melatonin, epifizde triptofan amino asidinden, serotonin üzerinden sentez edilir.Antioksidan enzim sentezini uyarmaktad›r. Gastrointestinal hormonlar ve di¤er doku hormonlar› Gastrointestinal sistemde bulunan farkl› endokrin hücrelerden sentez edilen çok say›da polipeptide gastrointestinal hormonlar ad› verilir. Bunlar›n bir bölümü hipotalamusta ve sinir sisteminde de bulunurlar: Gastrin Kolesistokinin-pankreozimin (CCK-PZ) Sekretin Gastrik inhibitör polipeptit Vazoaktif intestinal polipeptit (V‹P) Somatostatin Motilin Pankreatik polipeptit Enkefalinler gastrointestinal hormonlar›n baz›lar›d›r. Timus hormonlar› (Timozinler) T-lenfositlerinin olgunlaflma süreçlerinde etkili olurlar. Büyüme-geliflme, kalsiyum ve fosfor metabolizmas› üzerine etkileri de gösterilmifltir. Eritropoietin Glikoprotein yap›s›ndad›r. K›rm›z› kan hücrelerinin oluflmas›n› ve olgunlaflmas›n› h›zland›r›r. Tiroit hormonlar› Folliküler hücrelerden sentezlenen hormonlar: Tiroksin (T4, tetraiyodotironin) T3 (triiyodotironin) amino asit türevi hormonlard›r. Tiroit hormonlar›n›n sentez ve sal›n›m›, hipofizden salg›lanan TSH taraf›ndan düzenlenir. iyot da düzenleyici bir faktör olarak kabul edilir. Tiroit hormonlar›, kanda serum proteinlerine ba¤lanarak tafl›n›rlar. Tafl›y›c›lar›n en önemlisi glikoprotein yap›s›ndaki tiroksin ba¤lay›c› globulin (TBG)dir. Serbest flekilleri aktiftir. Karbonhidrat metabolizmas›na etkileri: Glukoz emilimini h›zland›r›rlar. Ya¤ metabolizmas›na etkileri: Ya¤ dokusunda lipolizi uyar›rlar. Protein metabolizmas›na etkileri: Protein sentez h›z›n› art›r›rlar. Ancak düflük dozlarda katabolik etkilidirler Büyümeye etkileri: Normal büyüme ve geliflmede rolleri vard›r. Tiroit ifllevleri ile ilgili bozukluklar: Tiroit hormon üretiminin bask›lanmas›yla hipotiroidi, tiroid hormon üretiminin uyar›lmas›yla hipertiroidi ortaya ç›kar. Neonatal tiroit yetmezli¤inde (kretenizm) büyüme geri kal›r ve beyin olgunlaflamaz. Hipertiroidide Graves hastal›¤› ve tirotoksikoz geliflebilir. Parat hormon Kalsitonin Kalsitriol (1α,25-dihidroksikolekalsiferol) Parat hormon Paratiroit esas hücrelerinden salg›lan›r. Polipeptit yap›s›ndad›r. Serum iyonize kalsiyum düzeyini art›r›r. Tiroit hormonlar›n›n etkileri: Genel metabolik etkileri: Organ ve dokularda hücresel tepkimeleri h›zland›r›rlar Mikroskobun ifllevi; ç›plak gözle görülmeyecek küçüklükteki cisimlerin görüntüsünü büyüterek,gözle görünür hale getirmek ve onlar›n ayr›nt›l› bir flekilde incelenmesine olanak sa¤lamakt›r. Bunu, yap›s›ndaki büyüteçler (mercekler) arac›l›¤› ile yapar. Dolay›s› ile, mikroskop,özünde bir büyüteçler sistemidir. Objektifteki büyüteç taraf›ndan büyütülerek,flekillendirilen cismin görüntüsü, oküler taraf›ndan ikinci kez büyütülerek yeterli büyüklü¤e ulafl›r ve düzeltilir. Böylece, gözle görülemeyen cisimlerin incelenmesi olana¤›na kavuflulmufl olunur. 1) Dayanak, d›fl bölüm; mikroskobun optik parçalar›n›n üzerine monte edildi¤i, taban / ayak, kol / tutamak ve tabla gibi, metal parçalardan oluflan k›s›md›r. 2) ‹ç bölüm, optik sistem, tüp; mikroskobun büyüteç, ayna ve benzeri cam parçalar› (optik sistemi) ile bunlar›n yerlefltirildi¤i borulardan / tüplerden oluflan k›s›md›r. DAYANAK DIfi BÖLÜM a) Ayak / taban: Ad›ndan da anlafl›laca¤› üzere, mikroskoba ayak görevi gören metal parçad›r. Çeflitli flekillerde (U veya V) olabilirse de bunun bir önemi yoktur. D›flardan ›fl›k alan mikroskoplarda, ›fl›k kayna¤›ndan gelen ›fl›nlar› yans›tan ayna, sabit lambal› mikroskoplarda ise, lamba aya¤›n iki kolu aras›na monte edilmifltir b) Tutamak / kol : Kimisi sabit, kimisi ise eklemli olarak aya¤a ba¤lanm›fl, mikroskop tüpünü tutan ve mikroskobu tafl›mak için kullan›lan metal parçad›r. c) K›zak: Tutama¤›n yan›nda, biri mikroskobun tüpünü, di¤eri ise kondansatörü hareket ettirmek üzere, iki k›zak vard›r. Tüpü afla¤› yukar› hareket ettiren k›zak, objektifin preparata yaklafl›p uzaklaflmas›n› sa¤lar. Kondansatörü afla¤› yukar› hareket ettiren k›zak ise,kondansatörün preparata yaklafl›p uzaklaflmas›n› sa¤lar. Baz› tiplerde kondansatörü hareket ettiren k›zak yoktur. Tüpün ve kondansatörün bu hareketleri sayesinde, mikroskobun ayar› yap›larak, cismin görüntüsü netlefltirilir.Mikroskobun tüpünü hareket ettiren k›za¤›n vidas›na ayar vidas› denir. Ayar vidas› iki tanedir. Bunlardan biri kaba ayar vidas› (makro vida), di¤eri ise, ince ayar vidas›d›r (mikro vida). Adlar›ndan da anlafl›laca¤› üzere, kaba ayar vidas›, mikroskop tüpünü objektifi daha h›zl› ve büyük ad›ml› hareket ettirir ve kaba ayar yapmaya yarar (preparat› yerlefltirmek için objektifi yukar›ya kald›rma ve objektifi afla¤›ya indirerek immersiyon ya¤ma dald›rma gibi). ‹nce ayar vidas› ise, objektifi çok yavafl ve küçük ad›ml› hareket ettirir. Dolay›s› ile de, daha ince ve detayl› ayar yapar. Preparattaki alan›n görüntüsünü tam netlefltirmek ve paraziti görmek için bu vidadan yararlan›l›r. d) Tabla: Obje masas› olarak da adland›r›l›r. Üzerine, preparat lam› yerlefltirmeye yarayan metal parçad›r. Tablan›n, sabit ve hareketli olanlar› vard›r. Ortas›nda, pupilla ad› verilen, yuvarlak bir delik bulunur. Afla¤›dan gelen ›fl›k, bu delikten geçerek, incelenecek cismi ayd›nlat›r. Tabla üzerinde incelenecek preperat lam›n› tutan / sabitlefltiren maflalar ve onu sa¤a sola / ileri geri hareket ettiren araba bulunur. Araba, tabla üzerindeki lam› ileri - geri ve sa¤a - sola hareket ettiren, böylece preparatm çeflitli alanlar›n› objektifin alt›na / görüntüye getirerek, farkl› alanlar› Mikroskobun, cismin görüntüsünü, büyütme gücüne; mikroskobun ay›r›m (resolüsyon) büyütme gücü denir. Mikroskoplar›n bu gücü, mikroskobun türüne göre de¤iflir ve oküler ile objektifin büyütme güçlerinin birbiri ile çarp›lmas›yla hesaplan›r. Bu güç, o mikroskop ile, hangi küçüklükteki cisimlerin incelenebilece¤ini gösterir. Mikroskoplar›n, ›fl›k mikroskobu ve elektron mikroskobu olmak üzere, bafll›ca iki türü vard›r. Bunlar, farkl› amaçlarla kullan›l›r. Ifl›k mikroskobu: Ay›r›m gücü 0. 25 - 0.5 mikron aras›nda de¤iflen; yani bu küçüklükteki cisimleri inceleme olana¤› veren mikroskoplard›r. Cisim görüntüsünü en çok 900 1000 kat kadar büyütürler. Ifl›k mikroskobunun, kendi içinde, iki tipi vard›r: a) klasik / basit ›fl›k mikroskobu, b) Özel ›fl›k mikroskoplar› (‹mmersiyon, koloni, karanl›k alan, faz kontrast, ultraviole, florosein, polarizasyon, stereo gibi). S›tma laboratuar›nda immersiyon mikroskobu kullan›lmaktad›r. Elektron mikroskobu: Bunlar, elektron ak›m› ile çal›flan ve ayr›m gücü 2 - 2 0 angstromolan, çok daha güçlü mikroskoplard›r. Daha küçük cisimlerin incelenmesinde kullan›l›rlar. Transmission ve Scanning olmak üzere iki tipi vard›r. 2.1. Ifl›k Mikroskobunun Parçalar› ve Bu Parçalar›n ‹fllevleri Bütün ›fl›k mikroskoplar›n›n yap›m ilkeleri ayn› olup, bunlar iki ana k›s›mdan oluflur: incelememize olanak sa¤layan düzenektir. ‹ki vidas› vard›r. Bunlardan birisi sa¤a - sola harekete, di¤eri ise ileri geri harekete kumanda eder. ‹Ç BÖLÜM, OPT‹K S‹STEM Mikroskobun büyüteçleri ve aynalar› gibi cam parçalar› ile bunlar›n yerlefltirildi¤i borulardan (tüplerden) ibaret olan optik sistem, iki ana k›s›mdan oluflur; 1) oküler ve objektiften oluflan, mikroskop tüpü ya da esas optik k›s›m, 2) kondansatör, ayna ve lamba'dan oluflan yard›mc› optik k›s›m. a) Oküler (mikroskop tüpünün göze bakan ucu): Mikroskobun, göze yak›n olan büyüteci ve bu büyütecin yerlefltirildi¤i tüpe bu ad verilir. Bu tüplerin yanlar›nda 3x, 5x,10x,20x gibi rakamlar yaz›l›d›r. Bunlar, okülerin büyütme gücünü gösterir.Mikroskobun tipine göre, tek ya da iki adet oküler tüpü bulunur. Tek tüplü / okülerli olan, dolay›s› ile tek gözle bak›lan, mikroskoplara monooküler mikroskop, çift okülerli; yani iki gözle bak›lanlara ise, binooküler mikroskop denir. Binooküler mikroskoplarda, iki oküleri birbirine yaklafl›p uzaklaflt›ran bir düzenek vard›r. Bu sayede, iki oküler aras›ndaki uzakl›k ayarlanabilir. Böylece, okülerler aras›ndaki uzakl›k, inceleme yapan kiflinin iki gözü aras›ndaki uzakl›¤a göre, ayarlanabilir. b) Objektifler (mikroskop tüpünün lama bakan ucu): Bu k›s›mda, iki ile dört aras›nda de¤iflen say›da, delikleri olan bir döner bafll›k (revolver) bulunur. Büyüteçlerin bulundu¤u tüpler (objektifler) bu döner bafll›k üzerindeki deliklere monte edilir. Her bir tüpün kenar›nda,10x - 40x - 62x - 90x - 100x gibi rakamlar yaz›l›d›r. Bunlar, tüpte bulunan büyütecin (objektifin) büyütme gücünü gösterir. Döner bafll›k, bu büyütmelerden / objektiflerden arzu edilenin kullan›lmas›na olanak sa¤lar. ‹mmersiyon ya¤› kullan›larak yap›lan incelemelerde; di¤er bir anlat›mla, s›tma kan› ve paraziti incelemesinde, 90 x 100x büyütmeli olan immersiyon objektifleri kullan›l›r. S›tma kan› incelemelerinde, çok fazla büyütmeye gerek yoktur. Bu nedenle de, 5x - 8x -10x büyütmeli oküler ile 90x - 100x büyütmeli immersiyon objektifi kullan›l›r. Dolay›s› ile,s›tma kan› incelemesinde büyütme 500 - 800 - 1000 kadard›r. Rutin incelemelerde genellikle 500 - 800 büyütme tercih edilir. c) Kondansatör: Ifl›k kayna¤›ndan gelen ›fl›¤› toplayan ve tabla deli¤inden (pupilden) geçirerek, preperat lam›n›n üst yüzeyine / incelenecek cismin üzerine düflüren ayg›tt›r. Alt›nda süzgeç (filtre), üstünde ise diyafram (ayd›nlatma kayna¤›ndan gelen ›fl›nlar› demet halindetoplayan ayg›t) bulunur. Yan›nda bulunan küçük bir kol (diyafram ayar kolu) yard›m› ile, diyafram›n deli¤inin geniflli¤i büyütülüp küçültülebilir, ya da aç›l›p kapat›labilir. Böylece, arzu edilen ›fl›k miktar› ayarlanabilir. S›tma kan› incelenmesinde diyafram tam aç›k pozisyonda tutulur.Kondansatör, kondansatör ayar vidas› yard›m› ile, k›zak üzerinde afla¤› yukar›, hareketettirilebilir. Böylece, ›fl›nlar›n toplanma yerinin cismi üzerinde olmas› sa¤lan›r. Çukur ayna kullan›l›rken kondansatör tamamen afla¤›ya indirilir veya sökülerek ç›kar›l›r. Düz aynada ise iyice yukar›ya kald›r›larak, preparat lam›na yaklafl›t›r›l›r. d) Ayna: Kendi, sabit ›fl›k kayna¤› / lambas› bulunmayan ve d›fl bir kaynaktan ›fl›k alan mikroskoplarda bulunur. ‹ki ayak aras›na, kondansatörün alt›na ve hareket edilecek flekilde monte edilen, yuvarlak ve iki yüzlü bir aynad›r. Ifl›k kayna¤›ndan gelen ›fl›klar› kondansatöre yans›tmaya yarar. Bir yüzü düz, de¤er yüzü ise çukur aynad›r. Çukur taraf›, boyamas›zve kaba preparatlar›n incelenmesinde, küçük büyütmeli objektiflerle ve kondansatörç›kar›larak kullan›l›r. Düz taraf› ise yüksek büyütmeli objektiflerde kullan›l›r. Dolay›s› ile immersiyon objektifi ile düz taraf› kullan›l›r. Daha aç›k bir anlat›mla, s›tma paraziti incelemelerinde aynan›n düz taraf› yukarda olmal›d›r. e) Lamba: Mikroskoba ›fl›k sa¤layan, ayd›nlatma kayna¤›d›r. Ifl›k mikroskoplar› için en uygun ›fl›k kayna¤› elektirik lambas›d›r. Mikroskoptan ayr›, portatif lambalar olabilece¤i gibi, mikroskobun ayaklar› aras›na monte edilmifl sabit lambalar da olabilir. M‹KROSKOP AYARI VE M‹KROSKOB‹K ‹NCELEME ‹fiLEMLER‹ I ) Mikroskop kutusundan ç›kar›larak masaya yerlefltirilir. 2) Mikroskobun parçalar›n›n tam olup olmad›¤› ve harereket edip etmedi¤i kontrol edilir. 3) Lamba portatif ise, yeri ve yüksekli¤i kontrol edilir, ayarlan›r ve çal›flt›r›l›r. 4) Kondansatörün en üst konumda, diyafram›n tamamen aç›k, aynan›n düz k›sm›n›n yukar›da olup olmad›¤›, kontrol edilir. Uygunsuz olan ayar var ise düzeltilir. 5) Binoküler mikroskopta okülerlerin aral›¤›, incelemeyi yapan kiflinin göz aral›¤›na göre ayarlan›r. 6) Mikroskobun ›fl›k ayan \c temizli¤i kontrol edilir. Kir, leke varsa temizlenir. 7) Yayma preparat›, kan üstte kalacak flekilde, tablaya yerlefltirilir ve maflalarla sabitlenir. 8) En küçük büyütmeli objiktif ile, görüntünün netli¤i sa¤lan›r. 9) Ç›plak gözle, mikroskobun solundan bakarak, bir damla immersiyon ya¤› damlat›l›r. 10) Bafll›k döndürülmek suretiyle, immersiyon objektifinin ya¤a dalmas› sa¤lan›r. 11) ‹nce ayar vidas› ile görüntü netlefltirilir. Görüntü netli¤inin test edilmesi için, lokosit görülünceye kadar, araba vidas›n›n yard›m› ile, alan hareket ettirilir ve bir lokosit bulunarak görüntü netli¤i kontrol edilir. Görüntünün netli¤inden emin olduktan sonra, yukarda anlat›ld›¤› biçimde, tarama ifline geçilir. 12) Bir el ince ayar vidas›nda, di¤er el araban›n vidas›nda olacak fleklide alan taramas› yap›l›r. Her preparatta en az 100 mikroskop alan› taranmadan. 200 mikroskop alan› taracadanpreparat negatif olarak de¤erlendirilmemelidir. 13) Preparat›n incelenmesi bittikten sonra, mikroskobun tüpü kaba ayar vidas› ile en üst konuma kadar kald›r›l›r. ‹ncelemenin sonucu ilgili forma kay›t edilir. Bir sonraki preparat› inceleme ifllemine bafllan›r. 14) Günlük çal›flma bittikten sonra, mikroskobun temizli¤i yap›l›r. Özellikle immersiyon bulafl›¤›n›n kalmamas›na özen gösterilir. Örtüsü örtülerek kutusuna kald›r›l›r. Mikroskobun Bak›m› Bir mikroskoptan iyi görüntü elde edilmesi; a) Mikroskobun bak›m›na, b) Optik k›s›mlar›n temizli¤ine, c) Lam›n, kaliteli ve temiz olmas›na, d) Ifl›k kayna¤›n›n iyi olmas› ve iyi ayarlanmas›na, e) Uygun ayna, oküler objektif kullan›lmas›na, f) Kondansatörün iyi ayarlanmas›na, ba¤l›d›r. Yukar›da s›ralanan kurallardan da anlafl›laca¤› üzere; bir mikroskoptan, iyi bir görüntü elde edilmesi, büyük oranda, mikroskobun bak›m›, temizli¤i ve ayarlanmas› ile ilgilidir. Bu nedenle, mikroskobun temizlik ve bak›m›na önem vermek gerekir. En k›sa ve aç›k ifadesi ile, hem iyi görüntü elde etmek hem de mikroskobun ömrünü uzatmak için; mikroskoplar›n kullan›lmadan önce ve kullan›ld›ktan sonra çok dikkatli bir flekilde temizlenmesi zorunludur. Preparat incelemelerinden sonra, baflta immersiyon objektifi olmak üzere, mikroskobun herhangi bir yerinde, immersiyon bulafl›¤› b›rak›lmamal›d›r. ‹mmersiyon ya¤› bulafl›k ve kal›nt›lar›n› temizlemek için, çok az miktarda ksilol ile nemlendirilmifl gaz bez kullan›l›r. Bu ifllem s›ras›nda, gaz bez fazla ›slat›lm›fl olmamal›d›r. E¤er fazla ›slat›l›r ise; gaz bezden taflan ksilol objektifin içine girerek ona zarar verir. Okülere immersiyon buluflturulmamas›, özen gösterilecek di¤er bir konudur. Mikroskobun d›fl k›s›mlar›n›n temizlenmesinde; toz bezi, gazl› bez gibi yumuflak ve pamuklu bezler kullan›l›r. Optik k›s›mlar›n temizli¤inde ise, mercek k⤛d› veya gazl› bez kullan›l›r. Optik k›sma alkol asla de¤memelidir. Mikroskoptaki büyüteçlerin üç düflman›; toz, nem ve dikkatsiz kullan›md›r. Mikroskoplar›n büyüteçleri tozlu, nemli ve yüksek s›cakl›¤a maruz olarak b›rak›l›r ise, bir y›l içinde, bozulur ve özelli¤ini kaybeder. Mikroskobu asla güneflte veya s›cakta b›rakmay›n›z. Günlük çal›flma bittikten ve mikroskobun temizli¤i tamamland›ktan sonra,mikroskobun örtüsü örtülmeli ve kab›na yerlefltirilerek muhafaza edilmelidir. Patoloji t›p biliminin ortas›nda yer alan ve hastal›klar›n patternleri, sebebleri, mekanizmalar›, etkileri üzerine çal›flan bir bilim dal›d›r. Geleneksel bir uygulama ile patolojiyi genel ve sistemik patoloji olarak iki bölümde inceleriz.Genel patolojide hastal›klar s›ras›nda normal d›fl› uyaranlara karfl› hücrelerin ve dokular›n reaksiyonlar›n› incelerken; sistemik patolojide az ya da çok iyi bilinen bir uyarana karfl› özelleflmifl organ ve dokular›n spesifik yan›tlar› incelenir. “Pathology is the study of disease” Patolojide hastal›klar›n bafll›ca dört farkl› yönü birlikte incelenir. 1. Sebeb: Etyoloji 2. Hastal›¤›n geliflim mekanizmas›: Patogenez 3. Organ ve dokulardaki yap›sal de¤ifliklikler: Morfolojik de¤ifliklikler 4. Morfolojik de¤iflikliklerin fonksiyonel sonuçlar›: Klinik görünüm “Pathology is the study of the patterns, causes, mechanisms and effects of ilness(disease)” Hastane uygulamalar›nda patoloji terimi daha dar bir anlamda kullan›l›r . Klinik patoloji Anatomik patoloji cerrahi patoloji, sitoloji, hematopatoloji ve otopsi patolojisi gibi alt bölümlere ayr›l›r. Ayr›ca spesifik gereksinimlere özgü patoloji alt tipler de bulunur.Forensic ve experimental patoloji gibi.. PATOLOJ‹: Tüm canl›lar hücre denen temel birimden oluflur. Canl›lar›n geliflmifllik derecelerine göre tekbir hücreden bunlar›n oluflturdu¤u dokulardan veya sistemlerden oluflmufl olabilir. Patoloji bu yap›daki bütün canl›lar›n (bitkiler ve hayvanlar) hastal›k ad›n› verdi¤imiz normalden sapm›fl doku özelliklerinin makroskobik,mikroskobik ve kimyasal yöntemlerle incelenmesidir. Özel olarak da patoloji bunlar›n de¤iflikliklerin (hastal›klar›)doku düzeyinde inceler. DOKU TAK‹B‹: Dokular›n mikroskobik incelemeye haz›r hale getirilmesi ifllemidir. fiu basamaklardan oluflur. Fiksasyon Dehidratasyon fieffaflaflt›rma Gömme F‹KSASYON Doku elemanlar›n›n özelliklerini koruya bilmesi için yap›l›r. Materyal bekletilmeden fiksatife al›nmal›d›r. Patolojide önerilen tek fiksatif yoktur. Dokuda yap›lacak incelemelere ve dokunun özelli¤ine göre farkl› fiksatifler kullan›labilmektedir. Rutinde en yayg›n kullan›lan(Nötral) FORMAL‹N dir. Carnoy,Bouin,Zenkar,Hollande,B5 fiksasyonda en fazla kullan›lan di¤er fiksatiflerdir. Alkol k›sa süre için transport amac› ile yukar›daki fiksatifler bulunmad›¤› takdirde tercih edile bilen bir fiksatiftir. Doku uzun süre alokolde kal›rsa korur,do¤al olarakda morfolojisi bozulur. Kemik ve benzeri dokular dekalsifikasyon (Kalsiyum tuzlar›ndan kurtarma) iflleminden sonra fiksatife konulur. DEH‹DRATASYON Doku içerisinde bulunan suyun al›nmas› ifllemidir. Dereceli alkollerle yap›l›r. Düflük dereceli alkolden yükse¤e do¤ru yap›l›r. Aseton ve genel çözücüler (tetrahidrofuran v.b) de dehidratasyonda kullan›l›r. fiEFFAFLAfiTIRMA Dokuyu alkolden ve di¤er dehidratasyon maddelerinden kurtar›p parafine geçifli kolaylaflt›ran takip aflamas›d›r. En yayg›n kullan›lan fleffaflaflt›r›c› KS‹LOL dür. Tuluen,Benzen,Klorofrom v.b. Maddelerde fleffaflaflt›rma aflamas›nda kullan›l›r. GÖMME Dokular fleffaflaflt›rma aflamas›ndan sonra parafine al›n›r. Dokuyu sertlefltirip bloklamaya haz›r hale getirir. DOKU TAK‹P ‹fiLEM‹ Elden ve mikrodalgalarda takip edilebildi¤i gibi, rutinde OTOTEKN‹KONLAR kullan›lmaktad›r. OTOTEKN‹KONLAR Aç›k sistem ve kapal› sistem olarak ikiye ayr›l›r. Laboratuvar flartlar›na ve cihazlar aras›ndaki farkl›l›klara göre de¤ifliklikler gösterse de doku takip ifllemi yukar›da belirtilen aflamalara uygun olarak gerçeklefltirilir. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. Formalin %10'luk Formalin %10 luk Alkol %70 Alkol %80 Alkol %90 Alkol %96 Absol Alkol Ksilol Ksilol Parafin Parafin Parafin 30dk 30dk 30dk 30dk 30dk 30dk 30dk 2 saat 2 saat 1 saat 1 saat 1 saat 1 saat 1 saat 1 saat 1 Saat 1 saat 1.5 saat 1.5 saat Mineraller • Sodyum (Na) • Potasyum (K) • Klor (Cl) • Magnezyum (Mg) • Kalsiyum (Ca) • Fosfor (P) • Bak›r (Cu) • Demir (Fe) • Çinko (Zn) • Kobalt (Co) • Molibden (Mo) • Manganez (Mn) • Kadmiyum (Cd) • Lityum (Li) • Selenyum (Se) • Krom (Cr) • Nikel (Ni) • Vanadyum (V) • Arsenik (As) • Silisyum (Si) • Bor (B) • Kükürt (S) • ‹yot (I) • Flüor (F) NA+ K+ CA2+ MG2+ CLHCO3HPO42-ÖNEML‹ ELEKTROL‹TLERD‹R. 3)Doku veya biyolojik s›v›larda “ULTRATRACE” düzeyde mevcut bulunan fakat esensiyel olup olmad›¤› bilinmeyenler • Lityum (Li) • Nikel (Ni) • Vanadyum (V) • Silisyum (Si) 4) Toksik Elementler (Cd) ,(Ar),(Hg) Geçifl Elementleri Grup III (Al) Grup IV (Pb) Vücutta Günlük bulunan miktar gereksinim g/kg g/gün mg/kg g/kg mg/gün _g/gün Major (Makro) Elementler Mikro elementler; ‹z elementler Ultra ‹z elementler Elektrolitlerin fonksiyonlar› Elektrolitler, vücut s›v›lar›nda çözünmüfl olarak bulunan yüklü taneciklerdir. Elektrolitler, • Ozmotik bas›nc›n düzenlenmesinde rol oynarlar. • Suyun vücut s›v› bölüklerine da¤›l›m›nda etkili olurlar. MAKRO ELEMENTLER • Sodyum (Na) • Potasyum (K) • Klor (Cl) • Magnezyum (Mg) • Kalsiyum (Ca) HPO42Fosfor-Fosfat M‹KROELEMENTLER ESENS‹YEL ELEMENTLER 1)Esenesiyel elementler(RDA da belirlenmifl) • Çinko (Zn) • ‹yot (I) • Selenyum (Se) • Demir (Fe) 2) Esensiyel ancak RDA belirlenmemifl Geçifl elementleri • Bak›r (Cu) • Krom (Cr) • Kobalt (Co) • Molibden (Mo) • Manganez (Mn) GrupVII halojen: • Flüor (F) Elektrolitler, • Ozmotik bas›nc›n düzenlenmesinde rol oynarlar. • Suyun vücut s›v› bölüklerine da¤›l›m›nda etkili olurlar. • Asit-baz dengesinin düzenlenmesinde etkindirler. • Kalp ve kas ifllevlerinin düzenlenmesinde rol oynarlar. • Oksidoredüksiyon düzenlenmesine • Metabolik olaylar› • Katalizde kofaktör olaylar›n›n katk›da bulunurlar. etkilerler. görevi üstlenirler. Eriflkin sa¤l›kl› bir insanda serum sodyum düzeyinin normal de¤eri 140±7,3 mEq/L Serum sodyum düzeyinin normalden yüksek olmas› hipernatremi olarak tan›mlan›r. Serum sodyum düzeyinin normalden düflük olmas› hiponatremi olarak tan›mlan›r Potasyum (K+) vücutta özellikle hücre içinde bulunur; intrasellülerin temel katyonudur. Potasyumun ifllevleri: sodyumun ekstrasellülerdeki ifllevlerini intrasellülerde üstlenir glikolitik yolda görevli pirüvat kinaz› aktifleyen bir katyondur doku hücrelerinin fazlalaflmas›n› sa¤lay›c› etkisi vard›r. Ekstrasellülerde kas aktivitesi ve özellikle kardiyak aktivite aç›s›ndan önem tafl›r kas-sinir uyar›lmas›nda rol oynar; kas-sinir uyar› denkleminin pay k›sm›nda yer al›r. diüretik etkisi vard›r Eriflkin sa¤l›kl› bir insanda serum potasyum düzeyinin normal de¤eri 3,5-5,1 mEq/L Serum potasyum düzeyinin normalden yüksek olmas› hiperpotasemi (hiperkalemi) olarak tan›mlan›r. Serum potasyum düzeyinin normalden düflük olmas› hipopotasemi (hipokalemi) olarak tan›mlan›r. Sodyum (Na) vücutta özellikle ekstrasellüler s›v›da temel katyon olarak bulunur Hücre içi s›v› ile hücreler aras› s›v› aras›ndaki sodyum konsantrasyon fark›, Na+-K+ ATPaz ile sa¤lanan aktif tafl›n›m›n bir sonucudur. Sodyumun ifllevleri: ozmotik bas›nc›n düzenlenmesinde etkilidir; suyun da¤›l›m›nda rol oynar asit-baz dengesinin düzenlenmesinde Cl ve HCO3 ile birlikte rol oynar Sodyum, hücre zar› geçirgenli¤ini düzenler önemli bileflikler ve hücrelerin yap›s›nda yer al›r kas-sinir uyar›lmas›nda rol oynar; kassinir uyar› denkleminin pay k›sm›nda yer al›r Klorür (Cl-) Temel ekstrasellüler anyondur. Proteinat ve di¤er anyonlar›n bulundu¤u yerde klorür iyonu azd›r. Plazmada %5 mg üzerinde magnezyum bulunmas› anestezi yapar insanda serum magnezyum düzeyinin normal de¤eri 1,73,0 mg/dL Serum magnezyum düzeyinin normalden yüksek olmas› hipermagnezemi olarak tan›mlan›r Plazmada %5 mg üzerinde magnezyum bulunmas› anestezi yapar Serum magnezyum düzeyinin normalden düflük olmas› hipomagnezemi olarak tan›mlan›r Kalsiyum (Ca) Vücutta iskelet sistemi baflta olmak üzere yumuflak dokularda ve hücre d›fl› s›v›larda bulunur. ‹skelet sistemi, hücre içi ve hücre d›fl› s›v›lara kalsiyum sa¤layan ana depo olarak fonksiyon görmektedir. Plazmada HCO3 Plazmada HCO3 konsantrasyonu art›nca klorür kaymas› diye tan›mlanan olayla klorür iyonu eritrositlerin içine kaçar. Plazmada bikarbonat konsantrasyonu azal›nca da klorür iyonu plazmaya geri döner. Klorürün ifllevleri: plazma ozmotik bas›nc›n›n düzenlenmesine katk›da bulunur asit-baz dengesinin düzenlenmesinde rol al›r su metabolizmas›n›n düzenlenmesine katk›da bulunur amilaz› aktifler mide özsuyunda HCl oluflumuna kat›l›r Eriflkin sa¤l›kl› bir insanda serum klorür düzeyinin normal de¤eri 98-108 mEq/L Serum klorür düzeyinin normalden yüksek olmas› hiperkloremi olarak tan›mlan›r Serum klorür düzeyinin normalden düflük olmas› hipokloremi olarak tan›mlan›r. Plazma kalsiyumunun yaklafl›k olarak %50 kadar› serbest halde, %40 kadar› proteine ba¤l›, %10 kadar› ise bikarbonat, laktat, fosfat ve sitrat gibi diffüze olabilen küçük anyonlarla kompleks oluflturmufltur. Plazmada serbest (iyonize) kalsiyum fizyolojik olarak aktiftir. Kalsiyumun ifllevleri: • Kemiklerin ve difllerin oluflumunda yap› tafl› olarak yer al›r • Kapiller damarlar›n ve membranlar›n geçirgenli¤ini azalt›r • Normal kas kas›lmas› için gereklidir Kan›n p›ht›laflmas› için gereklidir hormonal etkinliklerin bafllat›lmas›nda ikinci haberci olarak rol oynar sinir impulslar›n›n naklinde etkindir. Plazma iyonize kalsiyum konsantrasyonu, kas-sinir uyar› denkleminin payda k›sm›nda yer al›r lipaz, ATPaz, süksinat dehidrojenaz gibi baz› enzimlerin aktivatörüdür Eriflkin sa¤l›kl› bir insanda serum total kalsiyum düzeyinin normal de¤eri 8,511,5 mg/dL Magnezyum (Mg) Potasyum ile birlikte temel intrasellüler katyonlardand›r Magnezyumun ifllevleri: Enerji transferi, depolan›m› ve kullan›m› ile ilgili enzimatik reaksiyonlar›n katalizinden sorumludur. Hücre solunumu, glikoliz, kalsiyum ve sodyum gibi di¤er katyonlar›n membrandan tafl›nmas›nda önemli bir kofaktördür. Hücre içi kalsiyum iyon konsantrasyonunun dinlenme s›ras›nda düflük tutulmas›n› sa¤lamaktad›r. Sinir impulslar›n›n iletilmesinde gerekli olan asetil kolinin sentezinde ve y›k›lmas›nda rol oynar Kas-sinir uyar› denkleminin payda k›sm›nda yer al›r; sinir sisteminin afl›r› duyarl›l›¤›n› azalt›r. Serum kalsiyum düzeyinin normalden yüksek olmas› hiperkalsemi olarak tan›mlan›r Serum kalsiyum düzeyinin normalden düflük olmas› hipokalsemi olarak tan›mlan›r ‹norganik fosforun ifllevleri: kemik ve difllerin oluflumunda kalsiyum ile birlikte rol al›r kan›n normal kalsiyum konsantrasyonunun korunmas›nda gereklidir nükleik asitlerin yap› tafllar›ndand›r asit-baz dengesinin düzenlenmesinde rol al›r; H2PO4 / HPO42 tampon sistemi böbreklerde önemli bir tampon sistemidir enerjinin hücre aktivitesine transfer edilmesinde ve karbonhidrat metabolizmas›nda gereklidir; ATP ve fosforile metabolik ürünlerin yap› tafllar›ndand›r Eriflkin sa¤l›kl› bir insanda serum inorganik fosfor düzeyinin normal de¤eri 2,5-4,5 mg/dL Serum inorganik fosfor düzeyinin normalden yüksek olmas› hiperfosfatemi olarak tan›mlan›r Serum inorganik fosfor düzeyinin normalden düflük olmas› hipofosfatemi olarak tan›mlan›r. Fosfor (P) Fizyolojik olarak hücre içi ve d›fl›nda fonksiyon görür, ana deposu iskelet sistemidir. Hücre d›fl› s›v›da inorganik fosfat fleklinde ço¤unlukla primer fosfat (H2PO4) ve sekonder fosfat (HPO42) olarak bulunur. ‹nflamasyon (iltihap), organizmada enfeksiyöz, fiziksel, kimyasal ve di¤er etkenlerin neden oldu¤u doku hasar›na karfl›, sellüler ve hormonal düzeyde oluflan, güçlü ve abart›lm›fl bir fizyopatolojik cevapt›r. ‹nflamasyon; hücre hasar›na yol açan etkeni oldu¤u kadar, y›k›m sonucunda ortaya ç›kan nekrotik doku ve hücreleri de ortadan kald›rmay› amaçlayan koruyucu bir yan›tt›r. Bu yolla, dokuda hasar oluflturan etken (ör; bakteri) ve ortaya ç›kan ürünleri (ör; immün kompleksler) yok edilerek veya zararl› etkenler bulunduklar› yerde s›n›rl› tutularak kontrol sa¤lanabilir1. ‹nflamasyon hasarlanm›fl dokular›n onar›m›n› ve yenilenmesini sa¤lar. Ancak her iki olay da belirgin bir hasar oluflturma potansiyeli tafl›maktad›r. Romatoid artrit ve ateroskleroz gibi kronik hastal›klarda, böcek ›s›rmalar›na veya ilaçlara karfl› oluflan ve hayat› tehdit eden anaflaktik yan›tlar›n temelinde iltihabi yan›tlar vard›r. Ayr›ca, perikard bofllu¤unda bakteriye ba¤l› inflamasyonu izleyen skarlaflma, kalp dokusunu kal›n bir fibröz doku ile çevreleyerek kalp fonksiyonlar›nda daimi bir bozuklu¤a neden olabilmektedir. ‹nflamasyon oluflumunda görevli pek çok hücresel eleman vard›r. Bunlar dolafl›mdaki hücreler ve plasma proteinleri, vasküler duvar hücreleri, ekstrasellüler matriks (ECM) ve burada bulunan hücrelerdir. Dolafl›mdaki hücreler, orjinini kemik ili¤inden alan polimorf nükleer lökositler (nötrofiller), eozinofiller, bazofiller, lenfositler, monositler ve trombositlerdir. Dolafl›mdaki proteinler ise ço¤unlukla karaci¤er taraf›ndan sentezlenen p›ht›laflma faktörleri, kininojenler ve kompleman kompenentleridir. Vasküler duvar hücreleri, kanla direkt temasta olan endotelyal hücreler ve daha alt bölgede yerleflmifl olan ve damarlara tonusunu veren düz kas hücreleridir. Ba¤ dokusu hücreleri, invazyona karfl› gözcü olan mast hücreleri, makrofajlar ve lenfositlere ek olarak ekstrasellüler matriksi sentezleyen ve yaray› doldurmak üzere prolifere olabilen fibroblastlardan oluflmaktad›r. Ekstrasellüler matriks (ECM) ise fibröz yap›l› proteinlerden (kollojen ve elastin gibi), jel oluflturan proteoglikanlardan ve adezyon glikoproteinlerden (fibronektin) oluflmaktad›r. Bu yap›lar›n tümü lokal hasar› onar›p, normal doku fonksiyonunu oluflturmak için hareket etmektedirler. ‹nflamasyon s›ras›nda plasma ve ba¤ dokusu hücrelerinden sal›nan kimyasal mediyatörler inflamasyonu güçlendirmenin yan› s›ra sonradan oluflan vasküler ve hücresel yan›tlar› regüle ederler. Doku hasar›na neden olan etken ortamdan uzaklaflt›r›l›nca inflamasyon sonlanarak, mediyatörler da¤›l›r, katabolize olur veya inhibe edilirler2. ‹nflamasyon oluflumunda organizman›n reaksiyonu genel ve yerel olmak üzere iki flekilde gerçekleflmektedir. Genel sistemik reaksiyon akut faz cevab›n› oluflturur. Akut faz cevab›, atefl, nötrofilik lökositoz, akut faz proteinlerinde art›fl, eritrosit sedimentasyonunda h›zlanma ve vasküler permeabilite art›fl› ile karakterizedir. Daha geç dönemde antikor yap›m› gerçekleflebilir. Kapiller damar duvar›nda permeabilite art›fl› sonucu bol miktarda s›v› interstisyel aral›¤a s›zar (ödem). Oluflan kemotaktik uyaranlar›n etkisi ile damar duvar›ndaki marginasyon y›¤›n›ndan lökositler diyapedes yoluyla dokulara geçerek inflamasyon alan›nda toplan›rlar1. Bunun sonucunda, inflamasyon olay›n›n sergilendi¤i lokal bölgede inflamasyonun kardinal belirtileri oluflur. Bölge flifler (tumor), k›zar›r (rubor), ›s›s› artar (kalor) ve a¤r›r (dolor). Bu bulgulara beflinci bulgu olarak fonksiyon kayb› eklenebilir. Vasküler sistem olmazsa inflamatuar yan›t gerçekleflemez, çünkü lökositler ve plazma proteinleri zedelenen bölgeye damar yolu ile tafl›narak çeflitli antijen ve mikroorganizmalar vücuttan uzaklaflt›r›lmaya çal›fl›l›r. Yani inflamatuar proseste kan damarlar› reaksiyonun merkezini oluflturur. Bu proseste dokuda hafiften a¤›r dereceye kadar de¤iflen doku travmalar› gözlenir. Bu nedenle inflamatuar prosesin kontrol d›fl›na ç›kamamas› ve amac› aflan tablolar›n geliflmemesi gerekir. Genelde minimal düzeyde oluflan doku travmalar› inflmatuar prosese onar›m prosesininde eklenmesi ile geliflir. Böylece zedelenmifl doku, ya parankim hücrelerinin rejenerasyonu ya da ba¤ dokusu hücrelerinin skar oluflturmas› ile onar›lm›fl olur. ‹nflamasyonla ilgili s›n›fland›rmalarda çeflitli parametreler gözönüne al›nmaktad›r. En çok kullan›lan parametre inflamatuar prosesin süresi gözönüne al›narak yap›lan s›n›fland›rmad›r. ‹nflamasyon olay›, birkaç dakika veya saat devam ediyorsa akut, birkaç gün ile hafta aras› sürüyorsa subakut, daha uzun süre, örne¤in aylarca devam ediyorsa kronik olarak adland›r›lmaktad›r3. AKUT ‹NFLAMASYON Akut inflamasyon, lökositlerin zedelenme bölgesine ulaflmas› ile oluflan zedelenmeye karfl› ani ve erken olarak oluflan bir yan›tt›r. K›sa süreli olarak geliflen bu olay, plazma s›v› ve protein eksüdasyonu, belirgin nötrofil lökosit birikimi ile karakterizedir. Lökositler zedelenme bölgesine geldiklerinde inavaze olan mikroorganizmay› temizlerler ve bu s›rada nekrotik dokular› ortadan kald›rmaya yönelik ifllemler bafllar. Bu ifllemler iki büyük komponentten oluflmaktad›r. Bunlar vasküler de¤iflikler ve hücresel olaylar fleklinde s›n›fland›r›lmaktad›r. Akut inflamasyon kimyasal mediyatörler taraf›ndan regüle edilmektedir. Vasküler de¤iflikler ve hücresel olaylar akut inflamasyonun befl klasik lokal bulgusundan üçünün görülmesine neden olur: bölge flifler (tumor), k›zar›r (rubor), ›s›s› artar (kalor). Akut inflamasyonun di¤er iki önemli özelli¤i olan a¤r› (dolor) ve fonksiyon kayb›, mediyatör sal›n›m› ve lökosite ba¤l› zedelenme sonucu oluflmaktad›r. Akut infalmasyonda vasküler de¤ifliklikler vazodilatasyon ve kapiler yata¤a sekonder kan ak›m› ile karakterizedir. Damar geçirgenli¤inin artmas› proteinden zengin bir s›v› olan eksudan›n ekstravasküler s›v›ya s›zmas› ile sonuçlanmaktad›r (ödem). Hücresel olaylarda ise lökositler özellikle nötrofiller adezyon molekülleri ile endotele ba¤lan›rlar. Daha sonra buradan ayr›l›p kemotatik faktörlerin etkisi ile hasarl› bölgeye göç ederler. Hasarl› bölgede zedeleyici ajan fagosite edilerek yok edilmektedir2. Akut ‹nflamatuar Cevab›n mediyatörleri: ‹nflamasyonun her aflamas›nda rol alan mediyatörler plazma ya da hücre kökenli olabilirler. Plazma kökenli olanlar prekürsör flekilde bulunurken hücre kökenli olanlar hücre içinde intrasellüler granüllerde depolanabilirler (mast hücrelerindeki histamin gibi). Trombositler, nötrofiller, monosit-makrofajlar ve mast hücreleri en çok köken oluflturan hücrelerdir. Mediyatörler hedef hücredeki spesifik reseptörlere ba¤lanarak etki gösterirler. Ancak baz›lar› do¤rudan enzimatik veya toksik aktiviteye sahiptirler. Mediyatörler bir yada birkaç hücre üzerine etki gösterebildikleri gibi çok yayg›n aktivitede gösterebilirler3. Akut inflamasyonda yer alan lokal ve sistemik mediyatörler afla¤›daki flekilde özetlenmifltir: Akut inflamasyonda görev alan tüm mediyatörler biraraya getirildi¤inde inflamatuar cevap dört evrede afla¤›daki tabloda özetlenebilir3: Bafllang›ç evresi: Lökotrienler, prosaglandinler, kininler, C5a, histamin, nöropeptid, IL-1, TNF görev almaktad›r. Endotelyal adezyon proteinlerinin yap›m› ve damarlardan s›z›nt› indüklenmektedir. Toplanma evresi: Lökotrienler, PAF, C5a, IL-8, koloni stimüle eden faktör, IL-1 ve TNF görev almaktad›r. Adezyon proteinleri, kemotaksi ve lökosit proliferasyonu indüklenmektedir. Ortadan kald›rma evresi: ‹nterferonlar, IL-2, IL-4, IL-5, IL-6, IL-8, IL-1, TNF görev almaktad›r. Lökosit aktivasyonu, lenfositik proliferasyon, antikor sentezlenmesi gerçekleflmektedir. Onar›m evresi: FGF, PDGF, TGF-ß, IL-6, IL-1 ve TNF görev almaktad›r. Fibroblastik proliferasyon ve kollojen yap›m› görülür. Akut ‹nflamasyonun Seyri: Zedelenmenin fliddeti ve yap›s›na, yerine, etkilenen dokuya, kona¤›n yan›t gösterebilme potansiyeline göre akut inflamasyonun sonuçlar› de¤iflse de, akut inflamasyon 3 olas›l›ktan biri ile sonuçlanmaktad›r a. Rezolüsyon: Zedelenme s›n›rl› veya k›sa süreli ise doku hasar› az ve dokunun rejenrasyon yetene¤i varsa onar›m prosesi gerçekleflir. Bu süreç, kimyasal meditörlerin nötralizasyonu, vasküler geçirgenli¤in normale dönmesi ve damar d›fl›na ç›kan nötrofillerin apopitozisini takiben lökosit göçünden azalma ile sonuçlanmaktad›r. Daha sonra Ödem s›v›s› ve inflatuar yan›ta kat›lan hücreler ortadan kald›r›l›r. b. Skarlaflma veya fibrozis: ‹nflamasyonun rejenere olmayan dokularda meydana gelmesi veya dokuda hasar varsa oluflmaktad›r. Ba¤ dokusu art›fl› ile karakterizedir (fibrozis). Abse oluflumu, nötrofillerin yo¤un infiltrasyonu veya bakteriyel, fungal infeksiyonlar sonucu ortaya ç›kmaktad›r. Sonuçta fliddetli doku hasar› sonucu oluflan absenin tek olas› sonucu skarlaflmad›r.. c. Kronik inflamasyona ilerleme: Akut inflamasyonu takiben geliflmektedir. Baz› durumlarda kronik inflamasyon zedelenmenin bafl›nda da gerçekleflebilir (viral infeksiyonlar ve otoimmün hastal›klar). Dokuda zedelenmenin derecesine ve dokunun yeniden büyüme kapasitesine ba¤l› olarak kronik inflamasyon normal yap› ve fonksiyonlar›n yeniden kazan›lmas› (rejenerasyon) ile sonuçlan›r. KRON‹K ‹NFLAMASYON Kronik inflamasyon, aktif inflamasyon ve iyileflme süreçlerinin birlikte görüldü¤ü uzun süreli bir olay olarak kabul edilmektedir kronik inflamasyonun özellikleri afla¤›daki bafll›klar alt›nda özetlenebilir: fiekil 1. ‹nflamasyonun mediyatörleri2 ‹nflamasyonun bir çok etkisi p›ht›laflma sistemi, kompleman ve kininler olarak tan›mlanan ve birbirleriyle iliflkili üç faktör taraf›ndan düzenlenmektedir. Bunlar›n hepsi Hageman faktör ile aktive edilir. Hageman faktörü intrinsik p›ht›laflma döngüsünün XII. Faktörüdür. AA metabolitleri inflamasyon ve hemostaz üzerine etkilidirler. Bunlar k›sa bir zaman aral›¤›nda fnksiyonel olan hormonlar olarak de¤erlendirilebilir. Oluflturulduklar› yerde lokal olarak etkilidirler ve daha sonra çok h›zl› olarak spontan veya enzimatik olarak yok edilebilirler. AA metabolitleri inflamasyon s›ras›nda artar bunlar›n sentezini inhibe eden maddeler inflamatuar yan›t›da azalt›rlar2. • Mononükleer hücre infiltrasyonu; kronik inflamatuar hücreler olarak tan›mlanan bu hücreler makrofajlar, lenfositler ve plazma hücrelerinden oluflmaktad›r. • ‹nflamatuar hücreler taraf›ndan gerçeklefltirilen doku y›k›m› • Yeni damar proliferasyonu (anjiyogenezis) ve fibrozisi içeren onar›m Kronik inflamasyona neden olan zedeleyici etkenler akut inflamasyona neden olan etkenlerden daha az toksik olmalar›na ra¤men iyileflme sürecindeki herhangi bir yetersizlik daha uzun süreli bir hasara neden olabilmektedir. Fibrozis bir çok kronik inflamatuar hastal›¤›n ortak özelli¤i olup organ disfonksiyonunun en önemli nedenlerinden biridir. Viral enfeksiyonlar, inatç› mikrobial enfeksiyonlar, potansiyel toksik ajanlara uzun süre maruz kalma ve oto immün hastal›klar kronik inflamasyona neden olan etkenlerdir. Kronik inflamasyonda makrofajlar, lenfositler, plazma hücreleri, eosinofiller ve mast hücreleri rol oynamaktad›r. Kronik inflamasyonda aktif olan makrofajlar biyolojik olarak bir çok mediatör salg›lamaktad›r. Bu mediatörler kontrol edilmezlerse kronik inflamasyonun karakteristik özellikleri olan doku destrüksiyonunu ve fibrozisini olufltururlar. Bu mediatörler flunlard›r: asit ve nötral proteazlar, kompleman komponentleri ve koagulasyon faktörleri, reaktif oksijen ürünleri ve NO, AA metabolitleri ve sitokinler'dir (IL-1 ve TNF). GRANÜLAMATÖZ ‹NFLAMASYON: Kronik inflmasyonun ayr› bir fleklidir. Büyümüfl epitel hücresine benzer bir görüntüde (epiteloid) aktive makrofajlar›n kümelenmesi ile karekterizedir. Granülomlar baflta tüberküloz olmak üzere az say›da patolojik durumda görülmektedir. Granülomlar belirli mikroorganizmlara karfl› (Mycobacterium tuberculosis, Treponema pallidum ve mantarlar) t hücre yan›t›nda oluflmaktad›rlar. Bazen granülomlar parçalanmas› güç olan cisimlere karfl› oluflabilir (dikifl materyali, meme implantlar›). Bu durumda yabanc› cisim granolomlar› olarak adland›r›l›rlar. Granulom oluflumu zararl› etkeni her zaman ortadan kald›rmaz ancak onu bir duvar gibi sararak bulundu¤u yerde hapseder. ‹NFLAMASYONUN S‹STEM‹K ETK‹LER‹ Bir kifli fliddetli viral hastal›¤a yakaland›¤› zaman iltihab›n sistemik etkilerinin tümü akut faz reaksiyonlar› olarak tan›mlanmaktad›r. Atefl iltihab›n sitemik etkilerinden en belirgin olan›d›r. Di¤erleri uykuya e¤ilim, ifltahs›zl›k, hipotansiyon, çeflitli proteinlerin hepatik sentezi ve kanda lökosit profilinde (lökositoz) de¤ifliklikleri içermektedir. Sitokinler akut faz reaksiyonlar›n›n en önemli mediyatörleri olup özellikle IL-1, IL-6 ve TNF bu reaksiyonlarda major rolü oynamaktad›r. Bu mediatörler döngüsel olarak sal›n›rlar. IL-1 ve TNF benzer etkiye sahip olup bunlar hipotalamusun ›s› düzenleyici merkezlerine etkilidirler ve atefli yüksekltirler (aspirin ve NSA‹‹'ler atefli bu nedenle düflürürler). IL-6 bir çok karaci¤er proteinin özellikle fibrinojenin sentezini uyarmaktad›r. Artm›fl fibrinojen seviyeleri, eritrositlerin daha kolay aglütine olmalar›na neden olmaktad›r. Bu da inflamasyonda eritrosit sedimentasyon h›z›n›n yükselme nedenini aç›klamaktad›r2. Kaynaklar: 1. K›l›çturgay K. ‹mmünoloji 2003. Nobel & Günefl Kitabevi, 3. Bask›. 221-225, 2003. 2. Kumar V, Cotran RS and Robbins SL. Basic pathology. W.B.S.S 7 th pub, Philadelphia. p33-61, 2003. 3. Ustaçelebi fi. Temel ve klinik mirobiyoloji. Günefl kitabevi. 237-242, 1999. Reaktif maliyeti yok,çünkü reaktif haz›rlama yok. Bütün reaktifler her an kullan›ma haz›r slaytlar›n üzerinde bulunmaktad›r. Küvet y›kama solüsyonlar› yok. Diyonize su pompalama sistemleri yok. Sonuçlar›n verimlili¤i,RAPORLANAB‹L‹R HASTA SONUCU %97'dir. Bu da test birim maliyetinin son derece ekonomik oldu¤unun göstergesidir. ‹yon selektifn elektrodlar slaytlar›n üzerinde bulundu¤undan sistemin ayr› bir elektrolit modülüne ihtiyac› yoktur. Kitlerin kullan›m› için haz›rl›k yap›lmas›na gerek yoktur. Ayr›ca cihaz kullan›m› son derece kolay olup müdahale gerektirmeksizin 24 saat hiç kapanmadan hizmet verebilir. Bir metreküplük alana 430.000 test s›¤maktad›r. Hasta sonuçlar› yüksek do¤ruluktad›r. *Slaytlar lipemik ve hemolize numunelerin sebep oldu¤u interferans›n yan etkilerini ortadan kald›ran filtreler mevcuttur. * 6 ay kalibrasyon gerektirmez. *Her hasta ve her test için ayr› slayt ve numune pipet ucu kulland›¤› için cross-kontaminasyon mümkün de¤ildir. *Çok geliflmifl pipetleme sistemi numunedeki fibrin olu›flumunu,hava kabarc›¤›n› ve yetersiz numune miktar›n› alg›lamakta ve kullan›c›y› uyarmaktad›r. Dünyadaki bütün yeterlilik ve arflt›rma ve taramalar› V‹TROS KURU K‹MYA OTOANAL‹ZÖRLER‹EN‹N tüm sistemler içinde do¤ruluk derecesi en yüksek sistemler oldu¤unu bilimsel olarak göstermektedir. S›v› inkübasyona gerek duyulmad›¤›ndan dolay› teknik bak›m onar›m masraflar› asgari dizeydedir. Olas› teknik ar›zalar›n kullan›c› taraf›ndan ekran üzerinden giderilmesine olanak tan›r. Bozulan ve kullan›lmayan reaktifler ek maliyet getirir. Y›kama solüsyonlar› ve di¤er sarflar›n getirdi¤i maliyet. S›v› sistemlerde mutlaka gerekiyor. SIVI S‹STEMLERDE VER‹ML‹L‹K ORTALAMA %60'd›r. Dolay›s›yla testlerin tekrarlanma say›s› ve zorunlulu¤u çok daha fazlad›r.EK MAL‹YET Ayr›ca ISE modülüne ihtiyaç duyar.EK MAL‹YET Daha fazla zaman,yüksek iflletme gideri. S›v› sistemlerde reaktifler ve sarflar›n tutaca¤› yer düflünülürse çok daha fazla yer ve stok maliyeti ortaya ç›kmaktad›r. S›v› sistemlerde özellikle hemoglobulin,lipid ve bilirubib gibi büyük moleküllerden kaynaklanan interferans riski her zaman vard›r. S›v› sistemler için böyle bir referans sistemden söz etmek mümkün de¤ildir. Ayn› sistemlerin bile farkl› laboratuvar sonuçlar› aras›nda belirgin bir sapma olabilmektedir. Teknik bak›m ve onar›m masraflar› yüksektir. Servis mühendisine ihtiyaç duyar. • Numune Aspirasyonunda tek kullan›ml›k pipet uçlar› kullan›ld›¤› için numeler aras› bulaflmalardan kaynaklanan test tekrar› gerekmez • Numune probunda p›ht› dedektörü vard›r.P›ht›l› numunelerden kaynaklanan reaktif ve numune kay›b› kesinlikle önlenir. • Cihaz üzerine yüklenen seyreltme s›v›s› ile gerçek numune seyreltmesi • Her ebatta numume tüpü için adaptör gerektirmeden yerlefltire bilme özelli¤i • Sinyal teflhis tekni¤i olarak Enhanced Chemiluminescense kullan›l›r.Bu teknoloji ulafl›labilen en yüksek hasasiyeti sa¤lar. • Vitros EC‹Q intellicheck teknolojisi ifllem gören her bir numuneyi olas› hatalardan ar›nd›rmak amac›yla kalite kontrolünü yapar ve laboratuvar için rapor edilen hasta neticelerini en üst seviyede güvenilir olmas›n› sa¤lar. • Reaktifler cihaz üzerinde 2-8c aras›nda saklan›r. • Cihaz saatte 90 test h›z›na sahiptir. Asit idrarda görülebilen kristaller Hafif asit, nötral veya hafif alkalik idrarda görülebilen kristaller Nötral veya alkalik idrarda görülebilen kristaller Alkalik idrarda görülebilen kristaller Hafif asid, nötral veya hafif alkalik idrarda görülebilen kristaller, kalsiyum oksalat kristalleri, tersiyer kalsiyum fosfat kristalleri, sulfonamidler olabilir. Kalsiyum oksalat kristalleri, ›fl›¤› fliddetle k›ran zarf, nadiren halter veya bisküvi fleklindedirler; büyüklükleri de¤ifliktir; ikterik idrarda sar› renkli görülürler; s›k görülen flekilli elemanlard›r. Tersiyer kalsiyum fosfat kristalleri, renksiz, genellikle bir ucu kama fleklinde sivri i¤neler fleklindedirler; sivri uçlar› biraraya toplanarak rozet flekli oluflturabilirler. Sulfonamidler, makroskopik olarak sar› bir çökelti olufltururlar; mikroskopta amorf veya sar› yeflil renkli i¤ne, halter, y›ld›z flekillerinde görülürler. Nötral veya alkalik idrarda görülebilen kristaller, magnezyum fosfat, kalsiyum karbonat kristalleri olabilir. Magnezyum fosfat kristalleri, makroskopik olarak bütün renkleri veren yanar döner ince pulcuklard›r; ince bir ya¤ tabakas›n› hat›rlat›rlar. mikroskopta kenarlar› k›r›lm›fl lameller düzensiz dizilmifl görünümü verirler. Kalsiyum karbonat kristalleri, makroskopik olarak nadiren fosfatlar gibi bir çökelti olufltururlar; mikroskopta amorf tanecikler veya küre fleklinde görülürler; genellikle halter fleklinde birbirleri ile birleflmifllerdir. Alkalik idrarda görülebilen kristaller, Amorf fosfat, Tripel fosfat(amonyum magnezyum fosfat), Amonyum ürat olabilir. Amorf fosfat, makroskopik olarak bol bulunan lökositler gibi çökelti olufltururlar; mikroskopta ince taneli renksiz kitleler olarak görülürler. Amorf flekilde görülür. Büyük kümeler haline ince granüller fleklinde görülür.Santrifüj sonras› tüpün dibinde beyaz bir çökelek oluflur. ‹drar sedimentinde kristaller; idrar pH'›na göre çeflitli olabilirler: Asid idrarda görülebilen kristaller, amorf ürat, ürik asid kristalleri, sistin kristalleri, lösin kristalleri, tirozin kristalleri olabilir. Amorf ürat, makroskopik olarak balç›k renginde çökelti oluflturur; mikroskopta küçük tanecikler halinde ve genellikle küçük topluluklar oluflturmufl halde görülürler; silindir fleklinde de toplanabilirler ve bu durumda granüle silendirlerden güç ay›rdedilirler. Ürik asid kristalleri, makroskopik olarak sar›mtrak kahverengi tanecikler fleklinde idrar toplama kab›n›n kenarlar›nda tan›nabilirler. mikroskopta sar›mtrak kahverengi veya k›rm›z› renkte, çeflitli boy ve flekillerde görülürler; bile¤i tafl›, halter, f›ç› flekilleri s›kt›r ve rozet fleklinde toplanma e¤ilimi gösterirler. Sistin kristalleri, ürik asid kristallerine benzerler; ›fl›¤› fazla k›ran sekiz köfleli plaklar fleklindedirler ve genellikle birbirini örtmüfl olarak bulunurlar. Lösin kristalleri, nadirdirler; küre fleklindedirler ve genellikle radiyer veya konsantrik hatlara sahiptirler. Tirozin kristalleri, ince i¤neler fleklindedirler. Sar›- k›rm›z› ve renksizdirler. Demetlenmifl i¤neler fleklindedir. Tek olarak da bulunabilir Tirozin aminoasittir. Nefronlardan geri emilir. Tripel fosfat(amonyum magnezyum fosfat), idrar çabuk so¤umuflsa kar tanesine benzer, yavafl so¤umuflsa tabuta benzer prizmalar fleklinde görülürler. Amonyum ürat, yer elmas› veya flalgama benzer flekillerde görülürler. ‹drar sedimentinin incelenmesinde çeflitli kaynakl› hatalar olabilir: H›zl› ve uzun süre santrifüj, silendirleri bozabilir. Santrifüjden sonra santrifüj tüpünün dibinde kalan sedimentinçalkalanarak süspansiyon haline getirilmesi iyi yap›lmam›fl olabilir. Lamelin alt›nda hava kabarc›¤› kalmas› ve lamelin d›fl›na idrar taflmas› hatal› de¤erlendirmeye neden olabilir. Eritrositler, mantar hücreleri, ürat kristalleri ve ya¤ damlalar› ile kar›flt›r›labilirler; ay›r›c› tan› flu flekilde yap›l›r. Lamelin kenar›na %3'lük asetik asid damlat›lmas›yla eritrositler erirler; mantar hücreleri genellikle zincir oluflturmufl halde görülürler ve asetik asidde erimezler; Ürat kristalleri koyu kahverengi ve çeflitli büyüklüktedirler; ya¤ damlalar› ›fl›¤› fliddetle k›rarlar, çeflitli büyüklüktedirler ve genellikle ovaldirler. Parçalanm›fl lökositler amorf fosfatlar ile kar›flt›r›labilirler; ay›r›c› tan› flu flekilde yap›l›r. Lamelin kenar›na %3'lük asetik asid damlat›lmas›yla fosfatlar, eriyerek kaybolurlar. Silendirler, düflük dansiteli, alkalik ve uzun süre beklemekle bakteri üremifl idrar örneklerinde h›zla bozulurlar; böbrek yetmezli¤ine ba¤l› olarak idrar konsantre ve asid olam›yorsa birkaç NaCl kristali veya birkaç damla konsantre HCl eklenmek suretiyle silendirler korunabilir. Silendiroidler ve psödosilendirler, silendir san›labilirler; ay›r›c› tan› flu flekilde yap›l›r. Silendiroidler musin veya epitel hücrelerinden oluflurlar, flerit fleklinde ve uçlar› pürtüklüdür; psödosilendirler asetik asidle eriyen fosfat veya ›s›tmakla eriyen üratlardan oluflan flekilli elemanlard›r. Normal idrarda da bir miktar bulunabilen ve durmakla çöken müküs, mikroskopta uzun ve saydam fleritler fleklinde görülür, kristalleri ve hatta hücreleri örtebilir. MAYALAR Düz- renksiz- ileri refraktil (yeflilimsi) dir. ‹rili ufakl›d›r. Nadiren tek tek görülür, genelde tomurcuklan›r ve zincir yapma e¤ilimindedir. Kar›flt›¤› yap›lar ve ayr›m›: • Eritrosit • Lökosit • Ya¤ damlac›klar› Normali: Normalde idrarda bulunmaz. Patolojisi: ‹drara mantar geçmesi (mantarüri) denir. • Nedenleri: Vajen ve üretra orjinlidir. DM, Vaginal kandidiasis , Üreterovaginal- vesicovaginal fistüller PARAZ‹TLER Trikomonas vaginalis: Trofozoitleri, ön k›s›mdan ç›kan dört kamç›s› ve hareket halinde daha iyi görülen dalgal› zar› karekteristiktir. 10-30um uzunlu¤unda, 5-15um geniflli¤indedir. Kist flekli görülmez. Shistosoma haematobium: ‹drarda sadece yumurtas› görülür ve beraberinde de hematüri bulunur. ‹nce kabuklu, oval, bir uçta dikenli olan yumurtalar› 150160um uzunlu¤unda ve 40-60um geniflli¤indedir Enterobius vermicularis (K›l kurdu): Yumurtalar› 50-60um uzunlu¤undaa ve 20-30um geniflli¤indedir. Genellikle "D" harfi fleklinde görülür. Kal›n fleffaf kabu¤u bulunur. ‹çinde genellikle larva ay›rt edilir. ‹drar sedimentinde bakteri, mantar ve parazit hücreleri BAKTER‹LER Genelde basil (çubuk) fleklinde görülür (en s›k E.coli) , nadiren kok (oval) fleklinde de görülür. Basilin her iki ucu kal›n ve canl› ise hareketlidir‹drara bakteri geçmesi (bakteriüri) denir. Etkeni saptamak önemlidir: %75 etken E.Coli'dir. Kaynak üretra, barsak, kan, lenfdir. ‹drar mikroorganizmalar›n yaflamas›na uygun bir ortam›d›r. ‹drar örne¤ini al›nmas›, transportu s›ras›nda, bekletilmesi ile bakteri kontaminasyonu olabilir. Kontaminasyon ayr›m›: ‹drar yollar› tafllar› ‹drarda bulunan kalsiyum fosfat, ürik asid gibi baz› maddeler, koruyucu kolloidlerin etkisiyle afl›r› doymufl çözeltiler halinde çökmeden at›labilmektedirler. Ancak, idrarda koruyucu kolloidlerin azalmas› durumunda, normalde afl›r› doymufl çözeltiler halinde at›lan maddeler idrar yollar›nda çökerler ve idrar yollar› tafllar›n› olufltururlar. ‹drar yollar› tafllar›, fosfat tafllar›, oksalat tafllar›, ürat tafllar›, miks tafllar olabilir. Fosfat tafllar›, aç›k renkli toprak gibidirler; elle kolayca ezilirler. Oksalat tafllar›, pürtüklü yüzeyli, esmer renklidirler; çok serttirler. Ürat tafllar›, düzgün yüzeyli, esmer renkli, küçük tafllard›r; serttirler. Miks tafllar, fosfatoksalat veya oksalat-ürat kar›fl›m› tafllard›r. Fosfat tafllar›, aç›k renkli toprak gibidirler. Elle kolayca ezilirler. Oksalat tafllar›, pürtüklü yüzeyli, esmer renklidirler. Çok serttirler. Ürat tafllar›, düzgün yüzeyli, esmer renkli, küçük tafllard›r. Serttirler. Miks tafllar, fosfat-oksalat veya oksalat-ürat kar›fl›m› tafllard›r Bir idrar yolu tafl›n›n oksalat tafl› olup olmad›¤›n›n incelenmesi -Toz haline getirilmifl tafltan bir deney tüpüne bir miktar konur -1/10 oran›nda suland›r›lm›fl HCl'den 4 mL eklenerek kaynar dereceye kadar ›s›t›l›r. -Kar›fl›m s›cakken süzülür ve süzüntüye 1 mL %16 mg'l›k KMnO4 çözeltisi eklenir. -Çözeltinin 10 dakika içinde renksizleflmesi tafl›n oksalat tafl› oldu¤unu gösterir. Normal idrarda bulunan inorganik katyon ve anyonlar Sodyum idrarda 4-6 g/24 saat veya 50-166 mEq/L Potasyum idrarda 2-3 g/24 saat veya 47-67 mEq/L Magnezyum idrarda 0,4 g/24 saat olarak bulunur Fosfat idrarda 1,2 g/24 saat olarak bulunur Kalsiyum idrarda 0,5 g/24 saat olarak bulunur. Sulkowitch deneyi ile tan›mlan›r; 5 mL idrar üzerine 5 mL Sulkowitch reaktifi (amonyum oksalat+asetik asit) ilave edilir. Kalsiyum oksalattan ileri gelen bulan›kl›k olufltu¤u gözlenir Klorür idrarda 6-10 g/24 saat olarak sodyum tuzu fleklinde ‹drarda klorür tan›mlanmas› bir miktar idrar üzerine birkaç damla konsantre nitrik asit damlat›l›r fliddetli bir beyaz bulan›kl›k olufluncaya kadar 0,1N AgNO3 eklenir. Sülfat idrarda 0,8 g/24 saat olarak bulunur ‹drarda sülfat ve sülfürik asit esterlerinin tan›mlanmas› 2 mL idrar üzerine 1-2 damla 2N HCl ve BaCl2 çözeltisi damlat›l›r. Beyaz çökelti (BaSO4) olufltu¤u gözlenir. Normal idrarda bulunan organik maddeler azotlu organik maddeler azotsuz organik maddeler Normal idrarda bulunan azotlu organik maddeler Üre Kreatinin ürik asit Ürobilin Enzimler azotlu hormon ve vitaminler hidroksiprolin Kreatin hippürik asit ‹ndikan Ürobilinojen amino asitler Pürinler Üre; idrarda 15-20 g/24 saat olarak bulunur.‹drarda üre tan›mlanmas› ;2-3 mL idrara 1 mL NaOBr ilavesiyle azot gaz› ç›k›fl› gözlenir Kreatinin; idrarda 0,5-1,0 g/24 saat olarak bulunur. ‹drarda 24 saatlik kreatinin ekskresyonu oldukça sabittir ve kas kitlesiyle orant›l›d›r. Jaffé tepkimesi ile idrarda kreatinin tan›mlanmas›; 2-3 mL idrar üzerine 1 mL doymufl pikrik asit ve 1 Ürik asit; idrarda 0,7 g/24 saat olarak bulunur Hippürik asit; Benzoil glisin yap›s›ndad›r idrarda 0,6 g/24 saat olarak bulunur Hidroksiprolin; büyümekte olanlar›n idrar›nda, kollajen metabolizmas›n›n fazlal›¤› nedeniyle bol miktarda Ehrlich yöntemi ile idrarda ürobilinojen arama deneyi Ürobilinojenin, Ehrlich reaktifi ile k›rm›z› renk oluflturmas› prensibine dayan›r. ‹drar yollar› tafllar›nda s›kl›k: -Oksalat tafllar› % 56 -Tripel fosfat tafllar› % 26,5 -Fosfat tafllar› % 13,5 -Ürik asit tafllar› % 4 Bir idrar yolu tafl›n›n fosfat tafl› olup olmad›¤›n›n incelenmesi Fosfat›n, amonyum molibdat ile ›s›tma sonucunda suda güç çözünen, sar› renkli amonyum fosfomolibdat oluflturmas› prensibine dayan›r. -‹drar yolu tafl› havanda ezilerek toz haline getirilir ve bir deney tüpüne bu tozdan bir miktar konur. -Deney tüpündeki idrar yolu tafl› üzerine 1 mL konsantre HNO3 eklenerek kar›flt›r›l›r ve tafl tozu çözülür. -Tüpteki kar›fl›m üzerine 2 mL %12,5'lik amonyum molibdat çözeltisi eklenir ve kar›flt›r›l›r. -Tüpteki son kar›fl›m, kaynama noktas›na kadar ›s›t›l›r, Is›t›lan son kar›fl›mda limon sar›s› bir renk ve çökelti oluflumu gözlenirse idrar yolu tafl›n›n fosfat tafl› oldu¤u sonucuna var›l›r. ‹stenirse lam-lamel aras›na al›nan çökelti mikroskopta incelenerek i¤ne demeti fleklinde fosfat kristalleri görülebilir. Bir idrar yolu tafl›n›n ürat tafl› olup olmad›¤›n›n incelenmesi (mürexid deneyi) Ürik asit ile nitrik asidin birlikte ›s›t›lmas› sonucunda purpurik asit oluflmas› prensibine dayan›r. -‹drar yolu tafl› havanda ezilerek toz haline getirilir ve bir porselen kapsüle bu tozdan bir miktar konur. -Kapsüldeki idrar yolu tafl› üzerine 1-2 damla konsantre HNO3 damlat›l›r. -Porselen kapsül bir saçayak üzerinde, içindeki madde kuruyuncaya kadar ›s›t›l›r ve sonra so¤utulur. So¤uyan kapsüldeki leke üzerine 1 damla NaOH damlat›l›r. - mavi-menekfle renk gözlenirse idrar yolu tafl›n›n ürat tafl› oldu¤u sonucuna var›l›r. Deneyde NaOH yerine amonyak çözeltisi kullan›lsayd› ürat tafl› ile mavi-menekfle renk yerine mor renk olufltu¤u gözlenirdi. Bir deney tüpüne taze ve bilirubinsiz idrar konur. ‹drar bilirubinli ise, 10 mL'sine 5 mL %10'luk BaCl2 eklenip kar›flt›r›ld›ktan sonra süzülerek bilirubinsizlefltirilir.Tüpteki bilirubinsiz idrar üzerine 1 mL Ehrlich reaktifi (2 g pdimetil aminobenzaldehit, 100 mL %20'lik HCl'de çözülerek haz›rlan›r) eklenip kar›flt›r›l›r ve birkaç dakika beklenir. Tüpteki kar›fl›mda k›rm›z› renk oluflup oluflmad›¤›na bak›l›r: Tüpteki kar›fl›mda k›rm›z› renk oluflumu gözlenirse idrarda ürobilinojen artm›flt›r. Tüpteki kar›fl›mda k›rm›z› renk oluflumu gözlenmezse tüp ›s›t›l›r. Is›tma sonucunda k›rm›z› renk oluflumu gözlenirse idrarda ürobilinojen normaldir. Is›tmaya ra¤men k›rm›z› renk oluflumu gözlenmezse idrarda ürobilinojen (_-)'dir. bulunan maddeler azotlu maddeler azotsuz maddeler bileflimi kesin olarak belirlenmemifl ancak reaksiyonlar› belirlenmifl olan maddeler Sodyum, potasyum, kalsiyum gibi normalde idrarda bulunan baz› azotsuz inorganik maddeler baz› patolojik durumlarda idrarda artabilirler, baz› patolojik durumlarda ise idrarda azalabilirler. Kanda üre gibi azotlu organik maddelerin fazla miktarda art›fl› azotemi olarak tan›mlan›r. Prerenal, renal, postrenal nedenlere ba¤l› olabilir.Azotemide kanda artan maddelerin idrarda da art›fl› olur. • Basic Medical Laboratory Techniques, Delmar, 2000 • Bishop, Clinical Chemistry Principles, Prosedures, Correlations; Lippincott, 2000 • Clinical Chemistry, Concepts and Applications; Saunders, 1993 • Henry, Clinical Diagnosis and Management by Laboratory Methods; Saunders, 1996 • Lehman, Manual of Clinical Laboratory Science; Saunders, 1998 • Atlas ilaveli Nefroloji, Erdem Erek, Emek, 1988 • Tietz, Textbook of Clinical Chemistry 1999 Normal idrarda bulunan azotsuz organik maddeler glukuronik asit oksalik asit sitrik asit laktik asit Fenoller Krezoller Vitaminler steroidler ve di¤er hormonlar ‹drarda patolojik durumlar ‹drarda normal olarak ç›kan maddelerin miktarlar›nda artma veya azalma Organizman›n sa¤l›kl› koflullar›nda idrarda ç›kmad›¤› kabul edilen, ancak baz› patolojik durumlarda idrarda Sa¤l›k bakanl›¤›na ba¤l› kurulufllarda döner sermaye gelirlerinden Da¤›t›lan ek ödemenin da¤›t›m›nda bir adaletsizlik oldu¤u kesindir ve bunu iyilefltirme yönünde bir ad›m at›lmamaktad›r örnek verecek olursak. Bizler daha önceden SSK bünyesinde çal›fl›yorduk 19/02/2005 tarihinde 5283 say›l› kanunla SSK hastanelerini sa¤l›k bakanl›¤›na ba¤lad›lar ve personellerin özlük ve mali haklar›nda herhangi bir kay›p olmayaca¤› öngörülüyordu ancak önce alm›fl oldu¤umuz havuz paras› ad› alt›ndaki ödene¤imiz kesildi sonra fazla mesai param›z kesildi. Daha sonra y›lda iki asgari ücret tutar›ndaki ikramiyemiz kesildi, sonunda maafllar›m›z 19 flubat 2005 tarihinde sabitlendi, maafllar›m›zda alm›fl oldu¤umuz ek ödemeler döner sermaye ye mahsup edilerek bizler ma¤dur edildik. Burada özellikle ma¤dur edilen doktor d›fl› personellerdir. Çünkü döner sermaye gelirlerinden da¤›t›lan ek ödeme tamamen doktor tabanl›d›r ve burada doktor yapt›¤› çal›flma puanland›r›lm›fl ve performans kriteri oluflturulmufltur oysa sa¤l›k bir ekip iflidir. Bir doktor ne kadar önemliyse bir hemflire o kadar önemlidir bir yard›mc› hizmetler s›n›f› personeli o kadar önemlidir bir genel idare personeli o kadar önemlidir sak›n yanl›fl anlafl›lmas›n bizler doktorlar fazla al›yor diye k›zm›yoruz sorunumuz bizlerin az ald›¤› yönünde çünkü ilgili yönetmelikte bir Uzman Doktor maafl›n›n taban ayl›k hariç parametrelerini yedi kat› al›rken bu di¤er personelde 1,5 kat›d›r ve bu da bir doktor 5000 ylt al›rken bir personel'in 350 ytl ek ödeme almas›d›r. Bunu kurumun üst yönetimine iletti¤imizde bizlere verilen cevap maliye bakanl›¤›n›n izin vermedi¤idir. Oysa ki ayn› Maliye Bakanl›¤› kendi personeline 400 ytl kadar mesai paras› verebilmektedir. Ayn› maliye bakanl›¤› SGK da çal›flan personele verilen mesai paras›, ikramiye, havuz paras› ve di¤er farklara ses ç›karmamaktad›r. Yine ayn› maliye bakanl›¤› sadece Sa¤l›k Bakanl›¤› personeline verilecek olan rakamlara m› karfl› bunu anlamakta zorlan›yorum. Özelikle SSK dan devir olan personellerin özlük ve mali haklar›nda büyük kay›plar oldu¤u aflikard›r. Baflta ba¤l› bulundu¤umuz Sa¤l›k Bakanl›¤›n› ve sonra Maliye Bakanl›¤› en sonunda da bütün bakanlar›n ba¤l› oldu¤u Baflabakanl›¤›n bu konuya bir an önce bir çözüm bulup bizlerin bu ma¤duriyeti giderilmelidir. Daha önce beraber görev yapt›¤›m›z SGK personeliyle ayn› maafl› al›rken flu anda aram›zda 300 ytl maafl fark› oluflmufltur. (ikramiye, havuz paras› hariç) Sa¤l›k Bakanl›¤›nda kalmam›z bizlere pahal›ya mal oldu ama biz sa¤l›k çal›flanlar› bütün bu olumsuzluklara ra¤men görevimizi en iyi flekilde yapmaya bundan sonrada özveri ile devam edece¤iz. Bundan hiç kimsenin flüphesi olmas›n. Bu duygu ve düflüncelerle siz sa¤l›kç›lar›n kurban bayram›n kutlar ülkemize, milletimize, islam alemine ve bütün insanl›¤a hay›rlar getirmesini yüce RABB‹MDEN niyaz ederim. Mahm ‹stanbul E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi Enfeksiyon: ‹nsan vücuduna giren mikroorganizmalar›n üreyip, ço¤alarak vücutta istenmeyen etki ve belirtiler (hastal›k) oluflturmas›d›r. HASTALIKLARIN BULAfiMA YOLLARI: • Do¤rudan temas, • Dolayl› temas, • Hava ile • Araçlarla • Vektörle Do¤rudan Temas: Enfekte kiflinin duyarl› kifli (konakç›) ile do¤rudan temas›yla oluflan bulaflma fleklidir. Örnek; cinsel iliflki, öpüflme, kan nakli, yaraya dokunma vs. Bu yolla: AIDS, Hepatit B,frengi (bel so¤uklu¤u), sifilis, vb hastal›klar bulaflmaktad›r. DOLAYLI TEMAS: Enfeksiyonla bulaflm›fl nesnelerle, enfeksiyonun, konakç›ya bulaflmas›d›r. Hava yoluyla bulaflma: Uzun süre aç›kta canl› kalabilen mikroorganizmalar›n hava, toz veya damlac›kla duyarl› konakç›ya bulaflmas›d›r. TBC (tüberküloz-verem), grip, so¤uk alg›nl›¤›, çocuk hastal›klar›n›n ço¤unlu¤u bu yolla yay›lmaktad›r. Öksürüp-aks›r›rken a¤z›n elle kapat›lmas› ve karfl›da bulunan kiflilerin yüzüne do¤ru hapfl›r›lmamas› hava yoluyla yay›lmay› önler. ARAÇLARLA BULAfiMA: Enfeksiyonla bulaflm›fl nesnelerle meydana gelen bulaflmad›r. Örne¤in; • Hepatit A, enfekte yiyeceklerle; • Tetanos, pasl› çivi ve toprakla; • Ço¤u hastal›klar iyi sterilize edilmemifl malzemelerle bulafl›rlar. VEKTÖRLERLE BULAfiMA • Baz› mikroorganizmalar baz› hayvanlarda geliflimlerini tamamlayarak olgunlafl›rlar ve insanda hastal›k olufltururlar. Örnek; s›tma mikrobu, sivrisinekte (anofel cinsi) sivrisine¤in sokmas› sonucu insana geçerek hastal›k oluflturmaktad›r. • Veba (fare), kuduz (kedi-köpek-fare), akci¤er kisti (iyi piflmemifl hayvan etleri) vektörlerle bulaflan di¤er hastal›klard›r. HEPAT‹T B V‹RÜSÜ NED‹R ? Hepatit-B virüs'ünün neden oldu¤u, birincil olarak karaci¤erde iltihap ve karaci¤er hücre hasar›yla seyreden bir hastal›kt›r. Hepatit-B virüsü; karaci¤ere yerleflir. Yaln›z insanlarda hastal›k yapabilen bir DNA virüsüdür. HEPAT‹T B VE C V‹RÜSÜ Öpme, sar›lma, yemek yemeyle bulaflmaz. Kan ile temas olas›l›¤› olan difl f›rças›, t›rafl b›ça¤›, t›rnak makas› gibi materyallerin ortak kullan›m› ve korumas›z cinsel iliflkiyle bulaflabilir. Hepatit iki flekilde görülür. Akut hepatit flikayetler daha gürültülüdür. Halsizlik, bulant› kusma, idrar renginde koyulaflma, göz aklar›nda sararma bafll›ca belirtilerdir. Müzmin kronik hepatitte ise flikayetler genellikle siliktir. Halsizlik, ifltahs›zl›k, kar›n a¤r›s› olabilir. Hepatit B ve C virüsü tafl›yan kiflilerden hangi durumlarda virüs bulaflma tehlikesi yoktur? Kan›nda Hepatit B veya C virüsü bulunan biri ile arkadafll›k yap›yor veya ayn› evde yafl›yorsan›z huzurlu birlikteli¤iniz için hangi durumlarda size virüsün bulaflma tehlikesi olmad›¤›n› bilmeniz gerekir. • Kucaklafl›p, yanak yana¤a gelme hatta yanaklar› öpme ile virüs bulaflmaz (dudak öpmesinde, a¤›zda uçuk, kanama varsa çok dikkatli olmak gerekir). • Aks›rma, • Öksürme, Hepatit B ve C virüsü tafl›yan kiflilerden hangi durumlarda virüs bulaflma tehlikesi yoktur? • El s›kma ile virüs bulaflmaz. • Virüs tafl›yan biri ile evde, iflyerinde ortak kullan›lan tüm mutfak eflyalar›ndan, yeme içme kaplar›ndan, su barda¤›ndan, su içilen f›skiyelerden virüs bulaflmaz. • Yüzme havuzlar›nda virüsü tafl›yan biri ile ayn› havuzda yüzmek ile Hepatit B veya C virüsler›n›n bulaflt›¤› bilimsel olarak kan›tlanmam›flt›r. HEPAT‹T B V‹RÜSÜ Hepatit iki flekilde görülür. Akut hepatit: flikayetler daha gürültülüdür. Halsizlik, bulant› kusma, idrar renginde koyulaflma, göz aklar›nda sararma bafll›ca belirtilerdir. Hepatit B Virüsü Müzmin kronik hepatitte ise: flikayetler genellikle siliktir. Halsizlik, ifltahs›zl›k, kar›n a¤r›s› olabilir. Hepatit B ve C bulaflma kayna¤› Kan ile temas gerektiren ‹flte çal›flma ‹¤ne yaralanmalar›, Damar yolundan ilaç kullan›m› (enjektör paylafl›m›) Transfüzyonlar (kan nakli) Hemodiyaliz Tükürük Cinsel temas Anal / oral sex Do¤um s›ras›nda anneden bebe¤e Kulak deldirtme Akupunktur / dövme HEPAT‹T B-C Bulaflma kayna¤› • Kan›nda hepatit virüsü tafl›yan annenin, do¤um sonu bebekle yak›n temas› ile hatta emzirmekle bile virüsün bulaflt›¤› yönünde de¤iflik görüfller vard›r. • Hepatit B virüsü tafl›yan biri ile korunmas›z cinsel iliflkide bulunma, virüsü bulaflt›rabilir. Hepatit C de bu risk daha azd›r. • Böbrek hemodiyaliz makinesinde tedavi gören hastalar, virüsü kolayca alabilir. • Birkaç kiflinin birlikte kulland›¤› ve yeteri kadar steril olmayan manikür, pedikür, makas, pens ve törpüler ile yada rastgele i¤ne ile buruna veya göbek kenar›na delik açt›rma ile virüsü alabilir . • Kula¤› küpe takmak için deldirmekle virüs kolayca bulaflabilir. • Kiflilerin enfekte i¤neler ile cilt alt›na boyal› dövme yapt›rmalar› sonucu virüs bulaflabilir. Kullan›lan boyalar›n virüs içerme olas›l›¤› da vard›r • Damar yolu ile uyuflturucu madde kullan›m›nda enjektörü birkaç kiflinin birlikte kullanmas› ile virus bulaflabilir. • Hemflireler, hastabak›c›lar, kan bankas›nda ve laboratuvarlarda çal›flanlar ile doktor ve difl hekimleri, enfekte kan ile her an karfl›laflma durumunda olduklar›ndan, virüs alma riski tafl›maktad›rlar. • Virus tafl›yan insanlar›n difl f›rças›, trafl makinas›, hatta ruj gibi flahsi eflyalar›n› kullanmakla virus bulaflabilir. Hepatit A Bulaflma yollar› 1-Kifliden kifliye 2-Besinler ve su yoluyla 3-Parenteral yol ile bulaflma 4-Perinatal geçifl Hepatit A virusu nas›l bulafl›r? Hepatit A virusu, sindirim kanal› yoluyla bulafl›r. Virüs, hastal›¤›n bafllang›c›ndan sonra 14 gün kadar hastan›n d›flk›s›nda bulunur. Bu d›flk›n›n kirletti¤i; sular, sebze ve meyveler, kirli sularla y›kanm›fl her türlü g›da (piflmeden yenenler) bulaflma ortam›d›r. • Yüzme havuzlar› ve tuvaletler A virusu ve di¤er hastal›klar yönünden mutlaka ilaçlanmal›d›r . Mikroplar; 24 saat içinde 1 milyondan daha fazla say›ya ulafl›r!!! EL VE TIRNAK TEM‹ZL‹⁄‹ VE BAKIMI T›rna¤›n etten ayr›ld›ktan sonraki bölümünün alt›nda kir ve ya¤ kolayca birikir. Ayr›ca burada mikroplar bar›nabilir, ba¤›rsak parazitlerinin yumurtalar› da bulunabilir. Bulafl›c› hastal›klardan korunma T›rnaklar›n düzenli kesilmesi, banyo yaparken de t›rnak f›rças› ile f›rçalanarak temizlenmesi gerekir. T›rnak yemek, bu nedenle de sa¤l›¤a zararl› bir al›flkanl›kt›r. El t›rnaklar› yar›m ay biçiminde, ayak t›rnaklar› ise düz olarak kesilir. Ayak t›rnaklar›n›n yar›m ay biçiminde kesilmesi t›rnak batmalar›na neden olabilir. BES‹NLER‹N SA⁄LIK VE TEM‹ZL‹K KURALLARINA UYGUN ‹fiLEM GÖRMES‹ Sa¤lam, zedelenmemifl, bozuk olmayan besinler seçilmeli ve sat›n al›nmal›d›r. Sebze ve meyveler iyi y›kanmal›d›r. Hastal›k yapabilecek flüpheli besinler, özellikle küflenmifl olanlar yenilmemelidir. ORTAM H‹JYEN‹N‹ SA⁄LAMAK ‹Ç‹N; • Haz›rlama, saklama ve servis s›ras›nda ellerimizle birlikte, kullan›lan araç- gereçlerde de mikroorganizmalar›n ço¤almas› önlenmelidir. • Mutfak ve yemek yenen yerlerin temizli¤ine özen gösterilmelidir. • Çi¤ yenecek sebze ve meyveler, piflirilecek taze sebze ve kuru meyveler, temizlenmifl ve piflmeye haz›r tavuk, bal›k, parça etler ve yumurta iyice y›kanmal›d›r. • Sebze ve meyveler toz ve topraklar›ndan ve ilaç kal›nt›lar›ndan temizlenmek için bir müddet su dolu kapta bekletildikten sonra,Bol su ile birkaç kez y›kanmal›d›r. Hepatit A Risk alt›ndaki bireyler: Sa¤l›k koflullar›n›n yetersiz oldu¤u ortamlarda toplu yaflayanlar Askeri birlikler, krefller, ö¤renci yurtlar› Zeka gerili¤i olanlar› bar›nd›ran kurumlar Geliflmifl ülkelerden endemik alanlara seyahat edenler Damar içi ilaç kullan›c›lar› ‹nsan at›klar› ile do¤rudan temasta olan kanalizasyon iflçileri ve çöp toplay›c›lar› Hepatit C Bulaflma yollar› Epidemiyolojik özellikleri hepatit B gibidir • Kan ve kan ürünlerinin transfüzyonu • S›k› temas • ‹ntravenöz ilaç kullan›m› • Seksüel yol • Perinatal bulaflma Korunma • Genel önlemler al›nmal› • Donör kanlar›nda Anti HCV bak›lmas› önerilmektedir. • Afl›s› yoktur. Spesifik immunglobulini bulunmamaktad›r. • Korunmada standart immunglobulinlerin elde edildi¤i, kan havuzunda yeterince hepatit C ba¤›fl›kl›¤› varsa etkili olabilece¤i öne sürülmektedir. • Hastal›ktan korunman›n en iyi yolu bulaflmaya karfl› tedbir al›nmas›d›r. H‹V V‹RÜSÜ ( AIDS ) Bulaflma Yollar› Cinsel yolla bulaflma en önemli bulaflma yoludur. Bulaflma için HIV pozitif kifliyle yap›lan tek bir cinsel temas yeterlidir. Korunmas›z cinsel temasta; virüs‘ün enfekte erkekten kad›na bulaflma riski, enfekte kad›ndan erke¤e bulaflma riskinden fazlad›r. Rektal iliflki ile bulafl riski daha yüksektir. KAN VE KAN ÜRÜNLER‹ ‹LE BULAfiMA Kan ve Kan ürünleri transfüzyonu Organ transplantasyonu Enjektör ve di¤er aletlerle bulaflma Damar içi madde kullananlar önemli risk grubudur Sa¤l›k personeline bulaflma: ‹¤ne,enjektör gibi kesici delici aletlerin batmas› ANNEDEN BEBE⁄E BULAfiMA Gebelik süresince, Do¤um s›ras›nda, Do¤umdan sonra emzirmekle. H‹V ERKEN DÖNEM BEL‹RT‹LER‹ Klinik olarak; Atefl, Aç›klanamayan kilo kayb›, Tekrarlayan diyare, Halsizlik, Bafl a¤r›s› ve benzeri semptomlar, Hasta asemptomatik de olabilir, Cinsel yolla bulaflaya karfl› korunma Genital ve oral mukoza membranlar›n›n cinsel iliflki s›ras›nda kan, semen, vajinal ve servikal sekresyonlarla temas›n›n azalt›lmas› Kondom kullan›m›n›n teflvik edilmesi ve yayg›nlaflt›r›lmas› Cinsel yolla bulaflan di¤er hastal›klar›n tedavisi Güvenli cinsel temas›n yayg›nlaflt›r›lmas› (tek eflli cinsel yaflam veya uygun ve güvenli cinsel efl seçimi) Kan ve kan ürünleriyle bulafla karfl› korunma Damar içi madde kullananlarda Bu al›flkanl›¤›n önlenmesi ve tedavi edilmesi Ortak enjektör kullan›m risklerinin anlat›lmas› Kondom kullan›m›n›n sa¤lanmas› Steril enjektör kullan›m›n›n sa¤lanmas› ve E¤itim Anneden bebe¤e geçiflte karfl› korunma HIV pozitif kad›na do¤um kontrol yöntemleri ö¤retilmelidir Hamile kalan HIV pozitif kad›na erken dönemde kürtaj yap›lmal›d›r. Bebe¤i do¤urmakta ›srarl› ise gebeli¤in son trimest›r›nda anneye, do¤umdan sonra da bebe¤e antiretroviral tedavi bafllanmal›d›r. Elektif sezaryan uygulan›rsa bebe¤e HIV geçifli 4-5 kat azal›r Virusun anne sütü ile geçifli gösterildi¤inden emzirme önerilmez. Kan plazmas›ndaki çözünmüfl kat› maddelerin büyük ço¤unlu¤unu proteinler oluflturmaktad›r. Sa¤l›kl› eriflkin bir insanda kan plazma veya serumunun total protein düzeyi ortalama 7 g/dL (5,7-8,0 g/dL) kadard›r.Total plazma proteininin 3,5-5,0 g/dL kadar›n› serum albümin, 2,5-3,2 g/dL kadar›n› globülinler oluflturur. % g total protein - %g albümin =% g total globülin Plazma proteinlerinin birçok fonksiyonu vard›r: • Kan›n ozmotik ve onkotik bas›nc›n› sa¤lamaya katk› • Plazmada bulunan birçok maddeyi ilgili yerlere tafl›ma • Plazma suyunu damar yata¤› içinde tutma • Kan viskozitesine etki • Asit-baz dengesini sürdürmeye katk› • Kan›n süspansiyon stabilitesinin sürdürülmesi • Dokular›n protein ihtiyac›n› karfl›lama • Organizmay› enfeksiyon ve zararl› maddelere karfl› koruma Çeflitli yöntemler kullan›larak kan plazmas›nda 300 farkl› protein varl›¤› gösterilmifltir. Bu proteinlerin baz›lar› sadece baz› fizyolojik veya patolojik durumlarda plazmada bulunurlar. Normalde intrasellüler s›v›larda bulunan baz› çözünen proteinler, hücre hasar› oldu¤unda ekstrasellüler ve intravasküler s›v›lara geçebilirler. Sa¤l›kl› bir kiflinin aylar veya y›llarca takip edilen protein de¤erleri, ancak %0,5 g kadar bir sapma gösterir. Bilinen kiflisel normal de¤erde %0,8 g ve daha fazla bir total protein de¤eri de¤iflikli¤i, de¤er normal s›n›rlar içinde bulunsa dahi patolojik olarak de¤erlendirilmelidir. Hiperproteinemi nedenleri 1) Plazma su içeri¤inin azald›¤› hemokonsantrasyon durumlar›nda göreceli olarak hiperproteinemi (relatif hiperproteinemi) ortaya ç›kabilir. 2) Paraproteinlerin ortaya ç›k›fl›na ba¤l› olarak hiperproteinemi ortaya ç›kabilir. 3) Baz› kronik hastal›klarda ALFA globülin art›fl›na ba¤l› olarak hiperproteinemi ortaya ç›kar. Hemokonsantrasyon durumlar›: • ishal ve kusma ile sindirim kanal›ndan su kayb› • s›cak ortamda ve ateflli hastal›klarda deri yoluyla su kayb› • böbrek yetersizli¤i • tuz kaybettiren nefrit • diyabetes mellitus • diüretikle tedavi durumlar› • poliüri halinde böbrekler yoluyla su kayb› • su al›nmas›n›n k›s›tlanmas› Paraproteinlerin ortaya ç›k›fl›: • multipl miyelom • lenforetiküler sistem maligniteleri • romatoid artrit gibi otoimmün hastal›klar • a¤›r kronik enfeksiyonlar • karaci¤er sirozunda Serum total protein konsantrasyonundaki artma ve azalmalar disproteinemi olarak adland›r›l›r. Disproteinemiler, hiperproteinemi (serum protein konsantrasyonu art›fl›) ve hipoproteinemi (serum protein konsantrasyonu azal›fl›) olmak üzere iki türdür. Normalde kanda bulunmayan ve özel fonksiyonlar› olmayan proteinlerin varl›¤›na paraproteinemi ad› verilir. γ globülin art›fl› olan baz› kronik hastal›klar: • a¤›r kronik poliartrit, endokarditis lenta, tüberküloz gibi kronik iltihabi olaylar • s›tma, Kala-azar, lepra, filariazis gibi çeflitli tropikal hastal›klar • karaci¤er sirozu-sarkoidoz • romatoit artrit (RA) ve sistemik lupus eritematozus (SLE) gibi otoimmun hastal›klar Hipoproteinemi nedenleri 1) Plazma su içeri¤inin artt›¤› hemodilüsyon durumlar›nda göreceli olarak hipoproteinemi (relatif hipoproteinemi) ortaya ç›kar. 2) Afl›r› protein kayb› oldu¤u durumlar 3) Protein sentezinde azalma oldu¤u durumlar 4) Protein metabolizmas› bozuklu¤una ba¤l› olarak esansiyel hipoproteinemi olabilir. Hemodilüsyon durumlar›: • tuz tutulmas› ve afl›r› s›v› al›m›na ba¤l› olarak geliflen afl›r› hidratasyon (su zehirlenmesi) durumu • kalp yetmezli¤i durumu • kan›n s›v› verilen koldan al›nmas› durumu Afl›r› protein kayb› durumlar›: • Nefrotik sendrom, kronik glomerülonefrit,... • Yan›klar, sulanan yara ve deri lezyonlar›, psöriazis... • Protein kaybettirici enteropati, mide polibi, ülseratif gastrit,... • Cerrahi ve travmatik floklar. • Vücut boflluklar›ndan afl›r› s›v› boflalt›lmas›. • Hipertiroidizm. • Ayarlanmam›fl diyabetes mellitus. • Gebelik toksemileri Protein sentezinde azalma durumlar›: • Kwashiorkor • fliddetli malabsorpsiyon durumlar› • proteinden fakir beslenme • a¤›r karaci¤er hastal›klar› Protein tayin metodlar› • Total protein ve albuminin kantitatif tayini Globulin=Total protein-albumin • Proteinlerin elektroforezle ayr›lmas› • Spesifik proteinlerin immünokimyasal metodlarla tayini • Kjeldahl metodu: Bütün protein moleküllerinin saf polipeptit zincirinden ibaret olup yaklafl›k %16 oran›nda azot içerdikleri varsay›m›na dayan›r. • Biüret metodu: Serumda mevcut proteinlerin kimyasal olarak ayn› flekilde reaksiyona girdikleri varsay›m›na dayan›r. Proteinler, deriflik alkali ortamda bak›r iyonlar› ile menekfle renginde kompleks olufltururlar. • Lowry metodu, turbidimetrik ve nefelometrik tayin gibi hassas metodlar da vard›r. Albumin, hem biüret metodu hem de bromkrezol yeflili veya bromkrezol moru gibi boyalarla verdi¤i reaksiyonlara dayan›larak tayin edilir. Plazma veya serum proteinlerini birbirinden ay›rmak için büyüklük, kütle, elektrik yükü veya di¤er moleküllere olan affinite gibi özelliklerinin farkl›l›¤›ndan yararlan›lmaktad›r. Proteinlerin saflaflt›r›lmas›nda ve kantitatif tayininde kullan›lan yöntemlerden baz›lar›, fraksiyonel çöktürme, diyaliz ve ultrafiltrasyon, çeflitli kromatografi yöntemleri, çeflitli elektroforez yöntemleri ve ultrasantrifügasyondur. Bu yöntemler aras›nda rutin çal›flmalarda en s›k uygulanan selüloz asetat elektroforezidir. Protein elektroforezi Rutin olarak serum proteinlerinin elektroforezi yap›lmaktad›r. Serum proteinlerinin elektroforezi için, bir selüloz asetat band› üzerine az miktarda serum ekilir ve belirli bir zaman süresi boyunca bu banda pH'› 8,6 olan bir tampon çözelti içinde do¤ru elektrik ak›m› uygulan›r. ‹fllem sonunda serum proteinleri, anoda do¤ru farkl› göçme h›zlar›na göre fraksiyonlara ayr›l›rlar. Serum protein fraksiyonlar›, selüloz asetat band›n boyan›p kurutulmas›yla görünür hale getirilirler. Serum proteinlerinin elektroforezinde anoda en h›zl› göçen fraksiyon, prealbümin ve albümindir, en yavafl göçen fraksiyon γ globülin fraksiyonudur. Prealbümin fraksiyonu rutin serum proteinleri elektroforezinde farkedilmez. Prealbümin Prealbümin, karaci¤erde sentezlenir. Prealbümin molekülü üzerinde retinol ba¤layan proteini ba¤layacak yerler ve tiroksin ba¤layabilecek bir yer bulunur. Oral kontraseptif kullananlarda, gebelerde, inflamatuvar olaylarda, malign tümörlerde, malnütrisyonda, karaci¤er hastal›klar›nda serum prealbümin düzeyi azal›r. Serum albümin Serum albümin, karaci¤erde sentezlenir. Serum albüminin önemli ifllevleri vard›r: a) Bilirubin, uzun zincirli ya¤ asitleri, T3, T4, kortizol, aldosteron, Ca2+, Cu2+ ve baz› ilaçlar› tafl›r. b) Endojen amino asit deposu olarak görev görür. c) Plazma onkotik bas›nc›n›n devaml›l›¤›n› sa¤lar. d) Kan›n viskozitesini etkiler. Serum albümin düzeyinin normal s›n›rlardan düflük olmas› hipoalbüminemi olarak tan›mlan›r. Serum albümin düzeyi 2,0 g/dL'nin alt›na düfltü¤ünde ödem geliflir. α1 -globülin α1-globülin fraksiyonunun önemli proteinleri: α1-antitripsin α1-antikimotripsin α1-asit glikoprotein (orosomukoid) alfa fetoprotein (AFP) α1-antitripsin, karaci¤er parankim hücreleri, mononüklear seri hücreler ve alveoler makrofajlarda sentezlenir. Nadir olarak görülen kal›t›msal α1-antitripsin eksikli¤i, klinik olarak amfizem ve neonatal kolestatik sar›l›k ile karakterizedir. Alfa fetoprotein (AFP), fetüsün ana proteinidir; karaci¤erde sentezlenir. Hepatosellüler karsinom ve di¤er karaci¤er hastal›klar›nda, gebelikte, testis ve ovaryum kanserlerinda, mide kanserinde serum alfa fetoprotein (AFP) düzeyi artar. α2 -globülin α1- ve α2-globülinler aras›nda göç eden bafll›ca serum proteinleri, tiroksin ba¤layan globülin ve seruloplazmindir. α2-globülin fraksiyonunun önemli proteinleri α2makroglobülin ve haptoglobindir. Tiroksin ba¤layan globülin, bir glikoproteindir; tiroid hormonlar› olan T3 ve T4 için temel tafl›y›c›d›r. Seruloplazmin, daha çok α2-globülin fraksiyonunda gözlenen, %10 civar›nda karbonhidrat içeren bir bak›rl› proteindir. Wilson hastal›¤›nda ve malnütrisyonda serum seruloplazmin düzeyi azal›r. α2-makroglobülin, α2-globülin fraksiyonunun büyük ço¤unlu¤unu oluflturur. α2-makroglobülin, plazman›n en önemli proteaz inhibitörlerinden biridir. Haptoglobin, karaci¤erde sentezlenen ve eritrosit d›fl›ndaki serbest hemoglobini ba¤layan plazma glikoproteinidir. β-globülin β-globülin fraksiyonunun önemli proteinleri, hemopeksin ve transferrin (siderofilin)'dir. Elektroforez ifllemi sonunda selüloz asetat bant üzerinde elde edilen serum protein fraksiyonlar›, band›n bir dansitometrede okutulmas› suretiyle kantitatif olarak belirlenebilir. Elektroforez ifllemi sonunda elde edilen serum protein fraksiyonlar›, çeflitli proteinleri içerirler. Hemopeksin, %20 oran›nda karbonhidrat içeren bir glikoproteindir. Hemopeksin, serbest “hem” ba¤lar. Hemhemopeksin kompleksi, olufltuktan sonra karaci¤er taraf›ndan tutulur ve y›k›l›r. Karaci¤erde, hem-hemopeksin kompleksi yap›s›ndaki “hem” grubunun demiri ferritine verilmekte ve “hem”in geri kalan k›sm› bilirubine çevrilmektedir. Transferrin, apotransferrin denilen proteine 2 adet Fe3+ iyonu ba¤lanmas›yla oluflmufl gerçek bir demir tafl›y›c›s›d›r; az miktarda bak›r, çinko, kobalt ve kalsiyum da tafl›r. Transferrinin plazmaya girecek olan demiri ba¤lama yetene¤ine total demir ba¤lama kapasitesi (TDBK, TIBC) denir. Normal koflullarda transferrinin yaklafl›k %33'ü demirle doymufl durumdad›r. Transferrinin yar›dan fazlas› demirle doydu¤unda plazma demirinin bir k›sm› albümin ve di¤er plazma proteinlerine ba¤lan›r. γ-globülin γ-globülin fraksiyonunun önemli proteinleri immünoglobülinler (antikorlar), C1q kompleman sistem proteini ve C-reaktif protein (CRP)'dir. Akut ve kronik karaci¤er hastal›klar›, kronik enfeksiyonlar, akut diffüz glomerülonefrit, sarkoidoz, karsinom ve otoimmün hastal›klarda serum γ-globülin fraksiyonu artar. Nefrotik sendrom, a¤›r malabsorpsiyon ve malnütrisyon, primer immün yetmezlik ve sekonder immün yetmezlik durumlar›nda serum γ-globülin fraksiyonu azal›r. Akut inflamasyon Kronik inflamasyon Hepatit Renal protein kayb› ‹nsanlarda görülen hastal›klar›n tan› veya ay›r›c› tan›s›n›n yap›lmas› ve sa¤alt›m›n izlenmesinde enzimatik ölçümlerin uygulanmas› ile ilgilenen bilim dal›, klinik enzimoloji olarak adland›r›lmaktad›r. Enzimatik ölçümler için uygun biyolojik materyaller biyolojik s›v›lar: Kan, BOS, amniyon s›v›s›, idrar, seminal s›v› eritrositler lökositler doku biyopsi örnekleri doku hücre kültürleri Kan enzimlerinin aktivite tayinlerinde dikkat edilecekler Kan, antikoagulans›z tüpe (düz tüp) al›nmal›d›r Kan genellikle venden al›n›r Kan al›rken hemolizden kaç›nmal›d›r Kan, p›ht›laflmas›ndan hemen sonra santrifüj edilerek serum ayr›lmal›d›r Günlük taze kan kullan›lmas› en iyisidir Enzim aktiviteleri, enzim ünitesi cinsinden verilir. 1 enzim ünitesi, optimal flartlarda (optimal ›s› ve optimal pH) 1 mikromol substrat› 1 dakikada ürüne dönüfltüren enzim aktivitesidir; buna internasyonal ünite ad› verilir. Günümüzde enzim ölçüm birimi olarak genelde bu ünite kullan›l›r; IU veya k›saca U fleklinde k›salt›l›r. 1 saniyede 1 mol substrat› ürüne dönüfltüren enzim aktivitesine 1 katal veya 1 SI ünitesi denir. Baz› enzimler için Bodansky ünitesi, Rietman-Frankel ünitesi gibi özel ünite tarifleri vard›r. Klinik tan›da önemli olan serum enzimleri transaminazlar (AST ve ALT) laktat dehidrojenaz (LDH, LD) kreatin kinaz (CK, CPK) fosfatazlar (ALP ve ACP) amilaz (AMS) lipaz (LPS) gama glutamiltransferaz (GGT, γ-GT) aldolaz (ALS) 52-nükleotidaz (52-NT) lösin aminopeptidaz (LAP) psödokolinesteraz (ChE) glukoz-6-fosfat dehidrojenaz (G-6-PD) Hücresel enzimler: LDH, AST, ALT, ALP, v.b. Salg›lanan enzimler: Pankreas enzimleri Plazmaya özgü enzimler: P›ht›laflma faktörleri, fibrinolitik faktörler Hücresel enzimler çeflitli nedenlerle hücre d›fl›na ç›karlar: -Hücre membran hasar› -Hücre ölümü -Enzim üretiminde art›fl Tan›da kullan›lacak enzimlerde aranan özellikler: -Dokuya özgü olmal›d›r. -Yar› ömrü çok k›sa olmamal›d›r. -Ölçüm yöntemi pratik olmal›d›r. Enzimatik tan› alanlar› kalp ve akci¤er hastal›klar› karaci¤er hastal›klar› kas hastal›klar› kemik hastal›klar› pankreas hastal›klar› maligniteler genetik hastal›klar hematolojik hastal›klar zehirlenmeler Kalp ve akci¤er hastal›klar›n›n tan›s›nda yararl› enzimler total kreatin kinaz (CK, CPK) CK-MB aspartat transaminaz (AST) laktat dehidrojenaz (LD, LDH) Karaci¤er hastal›klar›n›n tan›s›nda yararl› enzimler transaminazlar (ALT, AST) LDH GGT (γ-GT) ALP 52-nükleotidaz (52-NT) lösin aminopeptidaz (LAP) Kas hastal›klar›n›n tan›s›nda yararl› enzimler CK LDH aldolaz AST Kemik hastal›klar›n›n tan›s›nda yararl› enzimler alkalen fosfataz (ALP) asit fosfataz (ACP) Osteoblastik aktivite art›fl› ile karakterize kemik hastal›klar›nda ALP yükselir Osteoklastik kemik hastal›klar›nda ALP yan›nda ACP da yükselir. Pankreas hastal›klar›n›n tan›s›nda yararl› enzimler α-amilaz lipaz Malignitelerin tan›s›nda yararl› enzimler organ spesifik enzimler ACP, ALP, GGT, 52-nükleotidaz, lösin aminopeptidaz (LAP), α-amilaz ve lipaz organ spesifik olmayan enzimler LDH, aldolaz, fosfoheksoz izomeraz Genetik hastal›klar›n tan›s›nda yararl› enzimler fenilalanin hidroksilaz, galaktoz-1-fosfat üridiltransferaz, glukoz-6-fosfataz gibi birçok enzim Hematolojik hastal›klar›n tan›s›nda yararl› enzimler anaerobik glikoliz ile ilgili baz› enzimler pentoz fosfat yolu ile ilgili baz› enzimler glutatyon metabolizmas› ile ilgili baz› enzimler adenozin deaminaz gibi pürin ve pirimidin katabolizmas› enzimleri Na+/K+ ATPaz lesitin kolesterol açil transferaz (LCAT) methemoglobin redüktaz ........ Zehirlenmelerin tan›s›nda yararl› enzimler Organik fosfor bileflikleri ile zehirlenme durumlar›nda serum kolinesteraz (ChE) düzeyi düflük bulunur Transaminazlar Transaminazlar, amino asitlerle keto asitlerin birbirine dönüflümünü katalizleyen enzimlerdir. Klinik önemi olan transaminazlar aspartat transaminaz (AST) ve alanin transaminazd›r (ALT). AST'nin %40 kadar› mitokondrilerde lokalizedir, ALT'nin ise tamam› sitoplazmadad›r. Akut hepatitte hasar daha çok sitoplazmik oldu¤undan ALT art›fl› daha fazlad›r. Fosfatazlar Fosfatazlar, fosfat esterlerini y›kan hidroliz enzimleridirler. Klinik önemi olan fosfatazlar, alkalen fosfataz (ALP) ve asit fosfatazd›r (ACP). ALP pH=9 ve ACP pH=5'de optimum aktivite göstermektedir. ALP, en fazla kemiklerde bulunur; osteoblastik aktivite (kemik yap›m›) s›ras›nda kandaki seviyesi çok fazlad›r. Safra yolu t›kanmalar›nda karaci¤erde daha fazla ALP sentezlenir. Dolay›s›yla safra yolu t›kanmalar›nda ALP'›n kan seviyesi önemli oranda yükselir. Ekstrahepatik t›kanmalarda meydana gelen yükselme, intrahepatik t›kanmalardakinden çok daha fazlad›r. ALP aktivitesi, eskiden kolorimetrik Bessey-Lowry metodu ile tayin edilirdi; günümüzde kinetik metotla tayin edilmektedir. ACP, en fazla prostatta bulunur; prostat d›fl›nda kemik, eritrosit, dalak, granülosit ve pankreasta bulunur. Prostatik ACP aktivitesi sodyum tartaratla inhibe edilir. Total ACP tayini yap›ld›ktan sonra sodyum tartaratla inhibisyon yap›l›r ve tekrar ACP tayini yap›l›r; bu, nonprostatik ACP aktivitesidir. Prostatik ACP (PAP)= Total ACP-Nonprostataik ACP 5'-Nükleotidaz (5'-NT) 5'-NT, sadece AMP gibi nükleozid-5'-fosfatlara etki eden bir fosfatazd›r. 5'-NT'›n klinik önemi, serum düzeyinin hepatobiliyer hastal›klarda normalin 2-6 kat› kadar artmas›ndad›r. 5'-NT, hepatobiliyer hastal›klarda ALP ile ayn› flekilde etkilenir; fakat 5'-NT'deki art›fl daha belirgindir ve ALP'a göre daha uzun süre yüksek kal›r. 5'-NT aktivitesi, kolorimetrik ve kinetik UV metotlarla ölçülebilir. Piyasada kinetik metotla çal›flan ve otoanalizörlere uyarlanabilen ticari kitler bulunmaktad›r. Laktat dehidrogenaz (LDH) LDH, anaerobik glikolizin son enzimi olup pirüvat›n laktata dönüflümünü katalize eder. LDH, özellikle kalp kas›, eritrositler, böbrek, iskelet kas›, karaci¤er ve akci¤erde yayg›nd›r. LDH'›n, befl izoenzimi vard›r. LDH1, LDH2 ve LDH3, en çok kalp kas›, eritrosit ve böbrekte bulunur. LDH4 ve LDH5, en çok çizgili kas ve karaci¤erde bulunur. LDH-X (LDH-6) ad› verilen farkl› bir izoenzimi de vard›r. Serum LDH aktivitesi, miyokard infarktüsü, akut hepatit, kas zedelenmeleri, pnömoni, hemolitik anemilerde artar. Transaminazlar, özellikle eritrosit, kalp kas›, karaci¤er ve akci¤erde daha fazla bulunurlar. Bu organlarda meydana gelebilecek yayg›n doku harabiyetinde bu enzimler kana geçer ve kandaki konsantrasyonlar› artar. Klinik bak›mdan transaminazlar, özellikle hepatitlerde ve sar›l›klarda önem kazan›r. Karaci¤er hücrelerinde Serum LDH aktivitesi tayini için end-point ve kinetik metotlar vard›r. Kinetik metot, kolorimetrik metoda göre daha hassas, linearitesi daha fazla ve deney süresi çok daha k›sad›r. LDH tayininde kullan›lan substrat, katalize etti¤i reaksiyona göre laktat+NAD+ veya pirüvat+NADH olabilir. Substrat olarak laktat kullanan yöntem LDH-L ve pirüvat kullanan yöntem LDH-P olarak adland›r›l›r. LDH-L ve LDH-P yöntemlerinin normal de¤erleri birbirinden farkl›d›r. Çünkü reaksiyon h›z› her iki yöne do¤ru eflit de¤ildir. Kreatin kinaz (CK) CK, kreatin ile ATP aras›nda geri dönüflümlü bir reaksiyonla fosfat transferi yapar. Bu reaksiyon, kas kas›lmas› için gerekli olan enerjiyi sa¤lar. Kreatin kinaz›n üç izomeri vard›r: CK-1 (CK-BB), beyin, prostat, akci¤er, ba¤›rsak, mesane, plasenta ve tiroidde bulunur. CK-2 (CK-MB), bafll›ca kalp kas›nda bulunur. CK-3 (CK-MM) bafll›ca iskelet ve kalp kas›nda bulunur. Serum CK aktivitesi, iskelet kas›n›n her çeflit distrofilerinde normalden çok yüksektir. CK ve CK-MB'nin klinikte en çok kullan›ld›klar› yer, miyokard infarktüsünün teflhisidir. Her ikisi de artar. Özellikle CK-MB'nin art›fl› ay›r›c› teflhis bak›m›ndan çok önemlidir. CK tayini için ticari kitler vard›r. CK-MB tayini, ya elektroforezle veya CK-MB için özel olarak imal edilmifl ticari kitlerle yap›l›r. CK-MB kiti seçiminde çok dikkatli olmal›d›r. Gamma glutamil transferaz (GGT) GGT (γ GT), peptitlerden ve di¤er bilefliklerden γ glutamil grubunu herhangi bir akseptöre transfer eder; gamma glutamil transpeptidaz diye de bilinir. GGT, kas hücreleri hariç bütün hücrelerde ve serumda bulunur. Öncelikle hücre zar›na yerleflmifltir; amino asitlerin ve peptitlerin hücre içine tafl›nmas›n› sa¤lar. Serumdaki GGT'nin ana kayna¤› hepatobilier sistemdir. Bütün karaci¤er hastal›klar›nda serum GGT aktivitesi artar. GGT, t›kanma sar›l›¤›, kolanjitis ve kolesistit teflhisinde ALP'dan daha k›ymetlidir. Çünkü daha erken yükselir ve daha uzun süre yüksek kal›r. Serum GGT aktivitesi, a¤›r içicilerde ve alkolik karaci¤er sirozunda da artar. Prostat bezinde de GGT miktar› oldukça fazlad›r. GGT tayini için ticari kitler vard›r. Amilaz Amilaz, niflastay› bir disakkarit olan maltoza hidroliz eder. Amilaz, tükrük bezleri ve pankreas taraf›ndan salg›lan›r; bir k›sm› kana geçer ve idrarla at›l›r. Özellikle akut pankreatitte serum amilaz aktivitesi artar. Kan veya idrar amilaz› hem kolorimetrik hem de kinetik enzimatik olarak tayin edilebilir. Piyasada her iki metoda dayal› ticari kitler bulunmaktad›r. Caraway metodu, amilaz aktivitesi tayininde kullan›lan kolorimetrik metottur. Bu metot otoanalizörlere uyarlanamaz. Lipaz Lipaz, trigliseridleri hidrolizleyen enzimdir. Kandaki lipaz›n ço¤u pankreas kaynakl›d›r. Akut pankreatitten sonra serum lipaz seviyesi 2-12 saat içinde normalin dört kat›ndan fazla artar ve 48-72 saat içinde normale döner. Bazen serum amilaz seviyesine göre çok daha uzun süre yüksek kalabilir. Serum lipaz aktivitesi, titrimetrik veya turbidimetrik metotlarla tayin edilebilir. Günümüzde en çok kullan›lan› turbidimetrik metotlara dayal› ticari kitlerdir. Kolinesterazlar Kolinesterazlar, asetilkolin asetilhidrolaz (asetilkolinesteraz, gerçek kolinesteraz, kolinesteraz I) ve açilkolin açilhidrolaz (yalanc› kolinesteraz, psödokolinesteraz, kolinesteraz II) olmak üzere iki tanedir. Her ikisi de asetilkolini hidrolize ederler. Psödokolinesteraz, karaci¤er, pankreas, kalp, beynin beyaz maddesi ve serumda bulunur. Klinik amaçla serumda tayin edilen bu enzimdir. Serum psödokolinesteraz aktivitesi tayini, karaci¤er fonksiyon testi olarak kullan›lmakla beraber as›l önemi organik fosfor bileflikleri (böcek zehiri) ile olan zehirlenmeleri ortaya koymak ve genetik varyantlar›na sahip hastalar› teflhis etmektir. Do¤ufltan kolinesteraz aktivitesi düflük olan hastalarda ameliyatlarda kas gevfletici olarak kullan›lan süksinilkolinin yeterli h›zda y›k›lamamas› nedeniyle uzam›fl apne periyodu gözlenir. Psödokolinesteraz aktivitesi ölçümü, çeflitli metotlarla olabilmektedir. Glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G-6-PD) G-6-PD, pentoz fosfat yolunun ilk enzimidir; glukoz-6fosfat›n yükseltgenmesini sa¤lar. Koenzimi NADP'dir ve bu yolla NADPH üretilir. G-6-PD enzimi, eritrositler için hayati öneme sahiptir. Çünkü bu enzim eksikli¤inde NADPH üretimi yetersiz olur; okside glutatyonun (GSSG) indirgenmifl glutatyona (GSH) dönüflümü ve sonuçta H2O2'nin ortadan kald›r›lmas› yetersiz olur. Çeflitli proteinler zarar görür ve hemoliz gerçekleflir. G-6-PD tayini y›kanm›fl eritrositlerde yap›l›r. Seroloji, antijen-antikor reaksiyonlar›n›n in vitro gösterilmesidir. Hematolojide seroloji, kan gruplar›n›n tan›nmas› ve tayini aç›s›ndan oldukça önemlidir. Kan gruplar›n›n en önemlisi, 1900'de Landsteiner taraf›ndan keflfedilen AB0 sistemidir 0 grubu kan eritrositlerinde antijen özelli¤i olmayan H maddesi bulunur. • A grubu kan eritrositlerinde A antijeni bulunur. • B grubu kan eritrositlerinde B antijeni bulunur. • AB grubu kan eritrositlerinde hem A hem B antijeni bulunur. Kan gruplar› için 1939'da Levine ve Stetson taraf›ndan Rh sistemi ileri sürülmüfltür. Rhesus maymunlar›n›n eritrositlerinin tavflanlara zerk edilmesiyle elde edilen antiserum, insanlar›n büyük ço¤unlu¤unun eritrositlerini aglütine eder. Böyle kifliler ve eritrositlere Rh pozitif denir. • A grubu kan serumunda B antijenine karfl› antikor bulunur. • B grubu kan serumunda A antijenine karfl› antikor bulunur. • AB grubu kan serumunda A veya B antijenlerine karfl› antikor yoktur. • 0 grubu kan serumunda hem A hem B antijenlerine karfl› antikor bulunur. Irklara göre de¤iflmekle beraber, kan gruplar›ndan 0 ve A gruplar› %40-45 aras›nda B grubu %10 ve AB grubu %3-5 aras›nda bulunur. Kan serumundaki anti A ve anti B antikorlar› nedeniyle, kan transfüzyonunda al›c› ile vericinin kan gruplar› ayn› olmal›d›r0 grubu kifliler genel verici olarak kabul edilirler. Fakat bu kiflilerin serumunda anti-A ve anti-B antikorlar› vard›r. A veya B grubundan al›c›lara 0 grubu kan acil durumlar d›fl›nda verilmemelidir. Grubu belli olmayan eritrositlerdeki A veya B antijenlerinin varl›¤›n›, anti-A ve anti-B serumlar›yla karfl›laflt›r›ld›¤›nda meydana gelen aglütinasyon reaksiyonuyla tayin etmek mümkündür. Kan grubu tayini için yöntem olarak hem lam yöntemi hem tüp yöntemi kabul edilebilir. Antiserum olarak titresi yüksek olan gerek ‹gG ve gerek do¤al (‹gM) antikorlar› birlikte içeren reaktifler sadece do¤al antikor içerenlerden daha iyi sonuç vermektedir. Lam yöntemi ile Rh kan grubu tayininde kullan›lan antiserumlarda ‹gG yap›s›nda antikorlar bulunur. Bu antikorlar›n %0,9 NaCl çözeltisi ile suland›r›l›nca veya 37o C'den düflük ›s›larda aglütinasyon vermeyece¤ini bilmek gerekir. Lam yöntemi ile AB0 kan grubu tayini: ‹ki tane temiz lam haz›rlan›r. Birinci lam grup tayini için, ikinci lam ise kontrol içindir. -Birinci lam›n A yaz›lan taraf›na bir damla anti-A serumu, B yaz›lan taraf›na bir damla anti-B serumu konur. Taze kan örne¤inden %0,9'luk NaCl ile haz›rlanan %10'luk eritrosit süspansiyonundan birer damla, birincilamlar›n yan›ndaki anti-A ve anti-B serumlar›n›n yan›na ve ikinci lama konur. Her damla için ayr› çubuk kullan›larak tahta çubuklarla anti-A ve antiB serumlar›n yan›ndaki kan damlalar› kar›flt›r›l›r. Sonra lamlar hafifçe öne ve arkaya do¤ru hareket ettirilerek sallan›r.- Birkaç saniye içinde aglütinasyon oluflup oluflmad›¤›na makroskopik ve mikroskopik olarak bak›l›r. • E¤er sadece anti-A ile aglütinasyon varsa, kan grubu A d›r. • E¤er sadece anti-B ile aglütinasyon varsa, kan grubu B dir. • E¤er hem anti-A hem anti-B ile aglütinasyon varsa, kan grubu AB dir. • E¤er gerek anti-A gerek anti-B ile aglütinasyon yoksa, kan grubu 0 d›r. Lam yöntemi ile Rh kan grubu tayini: Temiz bir lam üzerine bir damla anti-D serum konur.AntiD serum üzerine iki damla eritrosit süspansiyonu veya tam kan eklenir.- Bir kürdan veya benzeri bir çubukla eritrosit süspansiyonu ile anti-D serum kar›flt›r›l›r. kanlar› ayn› grupta oldu¤u zaman kullan›l›r. Test oda s›cakl›¤›nda yap›ld›¤›ndan ancak AB0 grubundaki antikorlar saptanabilir; Rh antikorlar› bu yöntemle saptanamaz.Test sonucunda aglütinasyon saptan›rsa, al›c›n›n ve vericinin kan gruplar› aras›nda bir uygunsuzluk var demektir; kan gruplar› tekrar tayin edilmelidir. E¤er al›c›n›n kan grubu A, B veya AB, vericinin kan grubu 0 ise küçük çapraz karfl›laflt›rma testinde aglütinasyon görülür. Bunun nedeni, vericinin serumundaki antikorlard›r. Ancak kan naklinde önemli olan, al›c›n›n serumunda vericinin eritrositlerine karfl› antikor olmamas›d›r; vericinin antikorlar›n›n al›c›n›n eritrositleriyle birleflmesi önemli de¤ildir. Otoimmun hemolitik anemilerin tan›s› için yararl› bir serolojik test Coombs testidir Coombs testi, direkt ve indirekt olmak üzere iki flekilde yap›l›r. Direkt coombs testinde, duyarl›laflm›fl eritrositlerin ortaya ç›kar›lmas›na çal›fl›l›r: 2 cc okzalatl› veya sitratl› kan al›n›r. Bol fizyolojik serumla eritrositler üç defa y›kan›r. Son y›kamadan sonra üst k›s›m at›l›r ve tüpün iç cidar› süzgeç ka¤›d› ile kurutulur. Kalan hücrelerin üzerine 2 damla coombs test serumu (ticari olarak bulunur) damlat›l›r. Tüp iyice çalkalan›r ve 1000 rpm ile bir dakika santrifüj edilir. Aglütinasyon görülürse sonuç pozitifdir. ‹ndirekt coombs testinde, hasta serumunda serbest antikorlar›n bulunup bulunmad›¤› araflt›r›l›r. Hastadan serum, okzalatl› veya sitratl› plazma al›n›r. 0 Rh (+) bir kandan fizyolojik serumla %2'lik süspansiyon haz›rlan›r. Bir deney tüpüne 2 damla 0 Rh (+) eritrosit süspansiyonun- dan konur ve üzerine 2 damla hasta serumu eklenir. 37o C'de bir saat inkübe edilir. • Tüp içeri¤i serum fizyolojikle üç defa y›kan›r. • Tüpteki pellet üzerine 2 damla coombs test serumu eklenir ve hafifçe kar›flt›r›l›r. • Oda s›cakl›¤›nda 15 dakika bekletilir. • 2000 rpm ile bir dakika santrifüj edilir. • Aglütinasyon olursa test pozitifdir. Lam özel ›s› kutusu üzerine konur ve hafifçe sallan›r. ‹ki dakika içinde reaksiyon okunur. Aglütinasyon varsa kan grubu Rh pozitifdir. Rh hastal›¤› olan yeni do¤anlarda, yanl›fl olarak aglütinasyon görülmez. Bu durum, bebekteki bütün antijenik reseptör noktalar›n›n annenin antikorlar›yla kaplanmas›ndan ileri gelir. Her kan naklinden önce yap›lmas› gereken en önemli test, cross-match (çapraz karfl›laflt›rma) d›r. Çapraz karfl›laflt›rma, büyük çapraz karfl›laflt›rma ve küçük çapraz karfl›laflt›rma olmak üzere iki flekilde olabilir. Büyük çapraz karfl›laflt›rma testinde, al›c›n›n serumu vericinin eritrositleriyle kar›flt›r›l›r ve arkas›ndan Coombs antiserumu kullan›larak eritrositler üzerinde antikorlar bulunup bulunmad›¤› araflt›r›l›r. Ne yaz› ki memleketimizde bu yöntem henüz yayg›n kullan›lmamaktad›r. Küçük çapraz karfl›laflt›rma testinde, bir lam üzerinde vericiyle al›c›n›n kanlar›ndan birer damla kar›flt›r›l›r ve aglütinasyon olup olmad›¤›na bak›l›r. Küçük çapraz karfl›laflt›rma testi, al›c› ve vericinin Total lipid tayini ile serumda tüm lipidler (trigliserid, fosfolipid, kolesterol, ya¤ asidi, v.s.) tayin edilmifl olur. Trigliserid tayininin yap›ld›¤› laboratuvarlarda total lipid tayinine gerek yoktur. Çünkü total lipid seviyesinde meydana gelen de¤ifliklikler genellikle trigliserid seviyesindeki de¤ifliklikleri yans›t›r. Total lipid tayininde kullan›lan iki metot vard›r: • Sulfo vanilik asit metodu • Kunkel fenol metodu Trigliseridler Trigliseridler, gliserolün üç tane hidroksil grubu ile ya¤ asitlerinin oluflturduklar› esterlerdir. Kan kolesterolünün artt›¤› haller: • Ateroskleroz • Karaci¤er hastal›klar› • Böbrek hastal›klar› • Diabetes mellitus • Hipotiroidi • Lösemi Kan kolesterolünün azald›¤› haller: • Hipertiroidizm • Terminal portal siroz • Terminal üremi • Anemiler • ‹nfeksiyonlar Kolesterol, kloroformlu ortamda H2SO4 ile k›rm›z› renk verir; buna Salkowsky reaksiyonu denir.Kolesterol, kloroformlu ortamda sülfürik asit+asetik anhidrit ile yeflil renk meydana getirir; buna Liebermann-Burchard reaksiyonu ad› verilir Kolesterol, kimyasal metotlarla veya enzimatik olarak tayin edilebilir. Bu metotlar ya direkt ya da indirektirler. Direkt metotlarda do¤rudan serum veya plazma kullan›l›r ve bunlar otoanalizörlere uyarlanabilir olduklar›ndan tercih edilirler. Kolesterol tayin metotlar›: Enzimatik olmayan metotlar • Liebermann-Burchard metodu • Deproteinizasyonlu kolorimetrik metot (Zak metodu) B) Enzimatik metot: Kolesterol esteri, kolesterol esterazla hidroliz edilerek serbest kolesterol elde edilir. Kolesterol oksidaz, oksijen kullanarak H2O2 oluflumunu sa¤lar. H2O2 , çeflitli bilefliklerle renkli kompleks oluflturur; bu da 500 nm'de okunur. Lipoproteinler Lipoproteinler, lipidlerin plazmada tafl›nma flekilleridirler. Lipoproteinlerdeki protein olan apolipoproteinler (apoproteinler), apo A, apo B, apo C, apo D, apo E gibi adland›r›l›rlar. Lipoproteinler, elektroforez, ultrasantrifüj, ultrafiltrasyon ve elektron mikroskobik yöntemlerle birbirlerinden ayr›l›rlar. Ultrasantrifüjdeki yo¤unluklar›na göre lipoproteinler,flilomikronlar, VLDL, IDL, LDL, HDL, Lp (a) fleklinde alt gruplara ayr›l›rlar. Lipoproteinler, elektroforezdeki ayr›lmalar›na göre flilomikronlar (tok kiflilerde görülür),BETA lipoprotein (LDL), pre bETA lipoprotein (VLDL), BETA lipoprotein (HDL) fleklinde alt gruplara ayr›l›rlar. fiilomikronlar, eksojen (diyet) kaynakl› lipidlerin Trigliseridler, enzimatik metotlara dayal› ticari kit kullan›larak tayin edilirler.Trigliserid ölçümü öncesi 12 saatlik açl›k gerekmektedir. Total kolesterol Kolesterol, steroid yap›da kat› bir alkoldür; 17.karbon atomuna ba¤l› hidrokarbon yan zincirinden dolay› lipid özelli¤i gösterir Kolesterol, d›flar›dan al›nd›¤› gibi, vücutta asetil-CoA'dan da kolayca sentezlenir.Kolesterol, safra asitleri, D vitamini ve steroid hormonlar›n sentezinde kullan›l›r. Ayr›ca hücre zarlar›n›n yap›s›na kat›l›r.Normal plazma kolesterolünün %70'i ya¤ asitleri ile esterleflmifl (ester kolesterol), %30'u da serbest haldedir.Serum total kolesterol miktar› yaflla ilgilidir; 45 yafl›n alt›ndakilerde %120-240 mg aras›ndad›r. 45-60 yafllar› aras›nda %260 mg'›n üzerine kadar ç›kabilir. 60 yafl›ndan sonra düflmeye bafllar. Genel olarak erkeklerdeki total kolesterol miktar› kad›nlardakinden daha yüksektir. Miyokard infarktüsü geçiren kiflilerde, infarktüsten 24 saat sonra kan kolesterolü fliddetle azal›r ve birkaç hafta düflük seyreder.Kan kolesterol seviyesi kolesterolemi tabiri ile ifade edilir. Kanda kolesterolün artmas›na hiperkolesterolemi, azalmas›na ise hipokolesterolemi ad› verilir. tafl›nmas›n› sa¤larlar. Ba¤›rsak epitel hücrelerinde sentezlenir ve lenf ak›m›na kar›flarak dolafl›ma girerler. Bileflimlerinde en fazla trigliserid, en az protein bulunur.fiilomikronlar, dolafl›mda damar endotelinde bulunan lipoprotein lipaz enzimi etkisiyle yap›lar›nda bulunan trigliseridlerin büyük k›sm›n› kaybederler; geriye flilomikron kal›nt›lar› kal›r. VLDL (çok düflük dansiteli lipoprotein) endojen trigliserid bak›m›ndan oldukça zengindir. Karaci¤erde sentezlenir. Fonksiyonu, karaci¤erde sentezlenen trigliserid ve kolesterolü ekstrahepatik dokulara tafl›makt›r. LDL (düflük dansiteli lipoprotein) VLDL art›¤› olarak damar içinde sentezlenir. Ekstrahepatik dokularda ve karaci¤erde reseptörleri bulunur. Bu reseptörlere yap›s›nda bulunan apo B-100 vas›tas›yla ba¤lanarak katabolize olur. Plazmada LDL'nin artt›¤› durumlarda makrofajlar taraf›ndan reseptör arac›s›z olarak al›n›r ve köpük hücreleri oluflur. Köpük hücre oluflumu da ateroskleroza sebep olur. HDL (yüksek dansiteli lipoprotein) dokulardan karaci¤ere kolesterol tafl›maktad›r. HDL kitlesinin %50'si protein, %30'u fosfolipid, %20'si kolesteroldür.HDL'nin artmas› organizman›n lehine, azalmas› ise aleyhinedir. Lp (a), LDL'ye benzeyen bir lipoproteindir. Bafll›ca apolipoproteini apo B-100'dür. Özellikle karbohidrat kal›nt›lar› bak›m›ndan zengin olup fonksiyonu tam olarak bilinmemektedir. Ateroskleroz riski ile iliflkili oldu¤u tahmin edilmektedir. Apolipoproteinler (Apo A), Apo AI, Apo AII ve Apo AIV olmak üzere üç tiptir. HDL'nin major proteinleridirler.Apo AI, LCAT enziminin aktivasyonunda ve böylece ekstrahepatik dokulardan karaci¤ere serbest kolesterolün HDL'de esterlefltirilmek suretiyle tafl›nmas›nda rol oynar. Apo AI'in artmas› organizman›n lehinedir. Apo B, HDL d›fl›ndaki bütün lipoproteinlerin baflta gelen proteinidir. Apo B-100, Apo B-48, Apo B-26, Apo B-74 olmak üzere dört tipi vard›r. Apo B-100 ço¤unlukla karaci¤erde sentezlenir, Apo B-48 ba¤›rsak duvar›nda sentezlenir.Apo B'nin artmas› organizman›n aleyhinedir.Apo B-100, LDL'nin reseptörlerine ba¤lanmas›nda önemli rol oynar. Apo C, Açl›k durumunda VLDL ve HDL'nin yap›s›nda bulunur. Apo CI, Apo CII, Apo CIII olmak üzere üç tipi vard›r. Apo CII, flilomikron ve VLDL katabolizmas›n› sa¤layan ekstrahepatik lipoprotein lipaz›n aktivasyonunda önemli rol oynar. Apo CI, LCAT'›n aktivasyonunda etkilidir. Apo C'lerin önemli özellikleri, lipoproteinler aras›nda transfer edilebilmeleridir. HDL'den VLDL ve flilomikronlara, bunlardan da HDL'ye transfer edilirler. Apo D, Lipoproteinler aras›nda kolesterol esterleri ve trigliseridlerin transferinde rol oynamaktad›r. Bu yüzden kolesterol ester transfer proteini de denmektedir.Kolesterol esterlerinin HDL'den trigliseridce zengin lipoproteinlere transferini sa¤lar; buna karfl›l›k trigliseridi de HDL'ye transfer eder. Apo E, karaci¤erde sentezlenir. Plazmada HDL'nin yap›s›na kat›l›r. LCAT etkisiyle HDL'de ester kolesterol birikince Apo E de HDL'den ayr›larak VLDL ve flilomikronlara transfer edilir.fiilomikron art›klar› ve IDL'nin hepatik reseptörleri taraf›ndan tan›nmalar›n› Apo E sa¤lar.Apo E'nin, Apo EI, Apo EII, Apo EIII, Apo EIV ve Apo EV olmak üzere befl çeflidi vard›r. HDL-Kolesterol tayini; Serumdaki VLDL, LDL ve varsa flilomikronlar çöktürülür. Üstte kalan süpernatanda kolesterol tayini yap›l›r. Bu kolesterol HDL-kolesteroldür. Serum trigliserid konsantrasyonu 400 mg/dL'yi geçti¤i durumlarda HDL d›fl›ndaki lipoproteinlerin çökmesi yetersiz olur ve sonuçlar hatal› yüksek ç›kar. Bu durumda numune _ oran›nda dilüe edildikten sonra çal›fl›lmal›d›r.Çöktürmesiz HDL-Kolesterol tayin yöntemleri de gelifltirilmifltir. VLDL-Kolesterol tayini; VLDL, en iyi ultrasantrifüjle tayin edilir. Fakat flu formülle de hesaplanabilir: VLDL=Trigliserid/5 LDL-Kolesterol tayini LDL-kolesterol, haz›r ticari kitlerle tayin edilir. Serum trigliserid konsantrasyonunun 400 mg/dL'den düflük oldu¤u durumlarda Friedewald formülüyle hesaplanabilir: LDL-kolesterol=Total kolesterol-(TG/5)-(HDL-kolesterol) Lipoprotein elektroforezi Aç karn›na yap›lan lipoprotein elektroforezinde lipoproteinler, alfa, prebeta ve beta olmak üzere üç banda ayr›l›rlar. Lipid metabolizmas› bozukluklar› Kan lipid düzeyi lipidemi veya lipemi tabirleriyle ifade edilir.Kan lipidlerinin normal s›n›rlarda olmas›na normolipidemi, normal s›n›rlar›n üzerinde olmas›na hiperlipidemi, normal s›n›rlar›n alt›nda olmas›na hipolipidemi denir. Lipoproteinlerin normalden fazla olmas›na hiperlipoproteinemi, normalden düflük olmas›na hipolipoproteinemi denir. Lipid depo hastal›klar›na lipidoz, lipidlerin vücutta anormal da¤›l›m›na lipodistrofi denir.Mukolipidoz, hem mukopolisakkaridoz hem de sfingolipidozda ortak olan nitelikleri bir araya getiren hastal›klard›r.